21 Ekim 2018, Pazar
  • Dolar 5.6430
  • Euro 6.4968
  • GR ALTIN 222.35
  • ÇEYREK 355.03

KEREM ANIĞI YAZDI ''HİCRET ÖZE DÖNÜŞTÜR ''

KEREM ANIĞI YAZDI ''HİCRET ÖZE DÖNÜŞTÜR ''

HİCRET İLE ÖZE DÖNÜŞ

Lügatte “hecr” ,“hecran” olarak geçen hicret insanın başkasından (bedenen, kalben ya da dille) ayrılması demektir. Hicret; ayrılma, terk etme ve göç etme manalarına da gelir. Hicreti gerçekleştiren kişiye de muhacir denir. Mekke’de müşriklerin bir avuç müslümana yaptığı eziyet ve işkenceler çığırında çıkınca, Allah, Rasulüne ve ona iman edenlere güvende olabilecekleri, inançlarını daha rahat yaşayabilecekleri bir yere hicret etme emrini verdi. Elbette hicret bir kaçış değildi. Uğruna mücadele edilen ideallerin, yeri gelince farklı alanlara taşınması ve akidenin yok olmakla karşı, karşıya kaldığı durumlarda koruma altına alınmasıdır.

Tarih boyunca, birçok Peygamber ve muttaki mümin, sadece ve sadece Allah’a hakkıyla kulluk edebilmek ve davalarına yeni üsler bulabilmek için doğdukları topraklardan hicret etmişlerdir. Dolayısıyla hicret İslam tarihinin en önemli hadiselerindendir, bu yüzdendir ki takvimin/tarihin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Müminler hicretle saadetli asrın ilk ve en önemli adımını atmışlardır.  Zira İslam’ın hukuki, içtimai, ticari, askeri ve eğitim düzeni hicretin sonucunda gerçekleşmiştir. Bu bakımdan hicret bir kaçış değil, aksine yeryüzünde Allah’ın biz kulları için istediği yaşam biçimini hayata ikame etmek yani adaleti hakim kılabilmek için Allah’ın rızasına/çağrısına tam bir yöneliştir.

İslam’da ne Hz. Peygamberin doğumunun, ne büyük fetihlerden birinin daha da önemlisi Hz. Muhammed’in risaletinin başlangıcın dahi takvimin başlangıcı olarak ölçü alınmamış olmasının hicret hadisesinin ne kadar muazzam olduğunu bizlere göstermektedir. Çünkü hicret zulme, zillete ve tahakküme meydan okuyuştur. Hicret yeni bir tarih, yeni bir toplum ve yeni bir medeniyet oluşturmanın ilk ve en önemli merhalesidir. Bu açıdan hicret bir miladdır. Bu yüzden hicret kelimesi yeryüzünde bir yerden, bir yere gitmekten çok daha öte anlamlar kazanmış;  inanan her bir ruhun fikri, imani ve ahlaki her türlü inkılabı bu kavram ile ifadesini bulmuştur.

Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “ Hakiki muhacir, Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçan onları terk edendir”  diye buyuruyor. Dolayısıyla aslında hicret ilk önce Mekke’de gerçekleşmiştir. Zira inananlar Mekke’de cahiliye inancının bütün kirlerinden arınarak önce kendi iç dünyalarına, fıtratlarına doğru bir hicret gerçekleştirmişlerdir. Hakkın, adaletin ve merhametin sarayı önce yüreklerde inşa edildi ve Mekke’de çile ile sabır ile aşk ile ekilen diriliş tohumları bu kutlu yürüyüşle Medine’de meyveye durdu.

Peki, sizce bizler bu gün hicreti nasıl okumalıyız? Yani hicret yalnızca tarihi süreç içerisinde gerçekleşmiş ve bitmiş olan özel bir hadisemidir? Yoksa hicret dün olduğu gibi bu gün de var mıdır/olmalımıdır? Ya da fitnenin kol gezdiği… Haklının değil güçlünün söz/yetki sahibi olduğu… Yeryüzünde hak,  adalet, eşitlik ve özgürlük talebinde bulunanların kanının ve gözyaşının dinmediği… Bilinçlerin, bilgilerin, fıtratların kirletildiği… Nesillerin düşünsel ve ahlaki olarak ifsat edildiği… İyi niyetin, paylaşımın ve masumiyetin yok edildiği… Birliğin, kardeşliğin ve uhuvetin husumete dönüştürüldüğü bir zaman diliminde duruşumuz nasıl ve hicretimiz ne ye olmalıdır?

Eğer ellerimizle yıktığımız kardeşlik binamızın yeniden “insafla” inşa edilmesini, yok ettiğimiz toplumsal birliğimizin yeniden kardeşlik, adalet ve barışla imar edilmesini, mazlumların, masumların ve mahzunların gözyaşlarının son bulmasını istiyorsak… Gücün/güçlünün/haksızın değil, hakkın ve hakikatin söz sahibi olmasını diliyorsak… Her birimizin şimdi mehcur (terk edilmiş) bıraktığımız hayat kitabımız Kur’an’ı anlamaya ve yaşamaya doğru bir hicret seferberliği gerçekleştirme zamanıdır. Zira unutmamalıyız ki, önce yüreklerde gerçekleşmeyen bir hicretin ilişkilerde, mekanlarda ve yaşantılarda doğru bir karşılığı olmaz. Dolayısıyla hakiki manada hicret Rabbimizin fıtratımıza kodladığı iyi, güzel ve temiz olan özümüze(ehsen-i takvime) dönüştür.

 Dilerim bu günlerde idrak etmeye başladığımız yeni hicri yılımız tüm İslam alemine ve henüz “insan” olma özelliklerini yitirmemiş olan tüm insanlık ailesine yeryüzünde yaşayan her kesin fazlasıyla ihtiyaç duyduğu; adaleti, barışı, kardeşliği ve umudu yeniden yeşertir. Ve hicretimiz her türlü insani ve ahlaki değerleri içinde barındıran özümüze/fıtrata dönüşümüzün başlangıcı olur. “Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mücadele edenler; işte ancak onlar, Allah’ın rahmetini umabilirler. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (Bakara-218) Yeni hicri yılın ümmetimizin ve insanlık ailemizin her bir ferdinin yüreğinde daha adil bir dünyada yaşayabilme umudunu yeşertmesi dileğiyle...

 

                                                        Kerem ANIĞI

                                                        kerem.anigi@hotmail.com

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık