16 Ağustos 2018, Perşembe
  • Dolar 5.7751
  • Euro 6.5884
  • GR ALTIN 219.13
  • ÇEYREK 341.64

KEREM ANIĞI YAZDI ''İLAHİ VE İNSANİ SIĞINAK ADALET ''

KEREM ANIĞI YAZDI ''İLAHİ VE İNSANİ SIĞINAK ADALET ''

Ağrı İHH başkanı Kerem Anığı Bu haftaki  yazısında ''İLAHİ VE İNSANİ SIĞINAK ADALET '' konusunu ele aldı.İşte yazarın o yazısı:''

İLAHİ VE İNSANİ SIĞINAK ADALET

             ‘Adalet’ kelimesinin kökü ‘adele’ fiilidir. Bu da düzeltmek, eğri bir yoldan doğru bir yola yönelmek, eşit ve mutedil olmak, dengede tutmak, dengelemek, tartmak gibi anlamlara gelir. (Isfehânî, el-Müfredât, s.487). Hem hukuk, hem ahlak hem de din ile çok yoğun ilişkisi bulunan bir kavram olarak adalet kabaca hakkın/hakikatin gözetilmesi ve yerine getirilmesi olarak da tarif edilebilir.

İnsanlar, tarihin bütün dönemlerinde ve yeryüzünün her yerinde yaratılışın bir gereği olarak bir takım toplumsal gruplara mensup olmuşlardır. Hatta kişilerin aynı anda birden fazla mensubiyetleri de olabilmektedir. Bunlar da bizim kimlik özelliklerimizi, aidiyetlerimizi oluştururlar. Fakat bu özellikler hiçbirimiz için ne bir üstünlük taslama ne de bir aşağılanma sebebi olamaz. İşte bütün insanların birlikte yaşadığı, yaşamak zorunda oldukları bu ihtiyar dünyamızda bu gün her zamankinden daha çok insanlığa ve insanca olana ihtiyacımız olduğuna hepimiz şahit olmaktayız. Zira yıllardır acıların, sıkıntıların ve belaların yaşadığımız bölgeyi adeta mesken tuttuğu, kasıp kavurduğu yeni süreçlerin içinden geçiyoruz.

            Maalesef ülkemiz özellikle cumhuriyet tarihinin ilk dönemleri başta olmak üzere kimi zaman içinde barındırdığı toplumların etnik yapıları ve kültürel çeşitliliğiyle, kimi zaman tarihi ve inanç değerleriyle kavgalı dönemler yaşamıştır. Öyle ki bu tür dönemlerde yetki sahibi olanların devlet aygıtının da tüm imkanlarını kullanarak bu topraklar üzerindeki her farklılığı dili, dini, kültürü, etnik yapıyı ceberut bir anlayışla tek tip(çi)leştirmeye çalıştıklarına tanıklık etti insanlar. Bazen de baskı, işkence, tehcir, ret, inkar ve asimilasyon gibi politikalarla halka akıl almaz acılar yaşatıldı. Dolayısıyla bunca hukuksuz ve insanlık dışı uygulamalar sonucu ağır bedellere sebep olan bir tablo ortaya çıkardı.

            Öyle ki, üzerinde toplum mühendisliği yapılan bu mesele yıllarca birileri için maddi/manevi rant kaynağı, birileri için politik ve ya ideolojik kazanç aracı, birileri için de adeta var olma sebebi olarak kullanıldı. Yine bu mesele yıllarca adaletin ıskalandığı iki uç söylemin arasına sıkıştırılıp adeta bir çözümsüzlüğe mahkum edildi. Oysa bu gün yaşanan kayıplar çekilen acılar ve memleketimizin her yerinden, her renginden ve her dilinden yükselen ağıtlar ve dökülen gözyaşları her geçen gün umutlarımızın biraz daha kırılmasına ve yok olmasına sebep olmaktadır.

Ne yazık ki, yıllarca birçok kesim bu duruma adaletli ve çözümden yana bir katkı sunmak yerine kürt meselesi özelinde birbirini sınama, suçlama, sorgulama hatta tehdit, tahkir ve tahrik etme gibi yanlış tavır ve düşüncelerle hareket etti. İşte bakın hepimizin de vicdan sahibi her kesimin de şahit olduğu gibi sorunların şiddetle değil de konuşarak halletme gayreti göstermenin ne kadar değerli ve anlamlı olduğunu yakın zamanda yaşadığımız 2- 2,5 yıllık çözüm sürecinde gördük. Demek ki, ortaya samimi bir çaba konulursa insanın çözemeyeceği hiçbir meselesi olamaz. Artık şiddetin doğru bir hak arama yöntemi olamayacağını, ayrıca salt güvenlikçi politikaların da sorunları çözmede yerinde bir yöntem olmadığını ve halkın bu durumu tasvip etmediğini daha net bir şekilde görüyoruz.  Öyleyse öncelikli olarak artık bu sorun üzerinden kimse, kimseyi mahkum ve mahcup etme çabası içerisine girmemelidir. Zira ne zaman ki, birileri bu tür çabaların içine girdiyse bu durum birçok masum insanın hayatının kararmasına mal olmuştur. Oysa yaşadığımız coğrafyada şahit olduğumuz bütün sorunların insaf ve vicdan sahibi herkesi(mi) rahatsız etmesi gerektiğine yürekten inanmalıyız. İnsanların yaşam haklarının ihlal edildiği hiç bir mesele artık asla “siyasi bir malzeme”  olarak görülmemeli ve bir “propaganda aracı” olarak kullanılmamalıdır. Ancak hala bu anlayışla hareket etme düşüncesinde olanların, insanlığa değer verme/katma ve insani değerler taşıma gibi bir kaygılarının olabileceğine inanmak çok zor.

Bu gün bunca yaşanan acılar yeniden daha samimi ve kalıcı bir çözüm için ortak bir aklın/vicdanın, ortak bir inisiyatifin ve aklıselimin geciktirilmeden devreye girmesi gerektiğini gösteriyor bizlere. Hiçbirimiz her gün yeni ocaklara ateş düşerken yalnızca “bu bir sistem sorunudur” ve ya “dış güçlerin oyunudur” gibi çeşitli mazeretlere sığınma kolaycılığına kaçamayız. Aksine her birimiz elimizden gelenden daha fazlasını ortaya koymalı, yaşanan acıların, akan kanın ve dökülen gözyaşının bir an önce durması için çok çaba sarf etmeliyiz. En önemlisi de yıllarca birçok ağır bedellere sebep olmuş bu meselenin sadece bir etnisiteye mensup olan insanların değil, aynı zamanda bu topraklarda yaşayan her kesimin çözümünde desteği, katkısı ve duası olması gereken ortak bir yara olduğunu bilerek hareket etmesi çok önemlidir. Aksi takdirde bu ateşin insani bütün değerlerimizi yakıp yok ettiğine hep birlikte şahit olmaktayız.

Öyleyse bizler adaleti, merhameti ve kardeşliği ilke edinerek bu meseleye yaklaşmadığımız müddetçe her geçen gün birlikteliğimizi biraz daha tüketmiş ve insanlığımızı biraz daha öldürmüş olacağımızın bilincine olmalıyız. Aksi takdirde kanlı ve kirli ittifakların kardeşliğimiz üzerinde yeni ameliyatlar gerçekleştirmesine seyirci kalacağız. Dolayısıyla haktan, adaletten ve kardeşlikten yana olan insanlar her çağda olduğu gibi bu çağın da kalbi, umudu, ufku ve vicdanı olmak zorundalar. Bu yakıcı ve kahredici sorun karşısında mensubu olduğumuz kavme, bağlı olduğumuz ideolojiye, siyasi düşünceye ve etnik gruba bakmaksızın yalnızca haktan, adaletten ve kardeşlikten yana bir tavır ortaya koymalıyız. Zira zulmün insanlığa kanıksatılmak istendiği bir zaman ve zeminde adalet İlahi ve insani en kutsal sığınaktır” bizler için…  

 “Ey İman edenler! Allah için adaleti ayakta tutan şahitler olun. Bir topluma karşı olan kininiz sizi adaletsizce davranmaya sevk etmesin.  Adil olun, zira bu Allah’a karşı sorumluluk bilinci duymaya en yakın davranıştır. Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun şüphe yok ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır. “ (Maide-8)

 

                                                                                                                              Kerem ANIĞI

                                                                                                                   kerem.anigi@hotmail.com

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık