Bir Ömrün Hizmeti: İbrahim Çeçen
Bazı insanlar vardır, servetleriyle değil, yürekleriyle büyüktür. Onların zenginliği bankalarda değil, insanların dualarında birikir.
Türkiye’nin saygın iş insanlarından, Ağrı’nın yetiştirdiği en mütevazı evlatlardan biri olan Sayın İbrahim Çeçen de işte o isimlerden biridir.
Geçtiğimiz günlerde Orta Doğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Gazeteci Nihat Aydın, İbrahim Çeçen’i makamında ziyaret etti.
Ziyaret, sıradan bir nezaket buluşması değildi; Ağrı’nın geçmişini, bugününü ve geleceğini konuşan iki gönül insanının samimi bir sohbetiydi.
Eski Ağrı’ya Duyulan Özlem
Nihat Aydın’ın anlatımına göre sohbetin ana konusu “Eski Ağrı”ydı.
Çeçen, gözleri dolarak 50–60 yıl öncesinin Ağrı’sını anlattı. Kazım Karabekir Mahallesi’ni, Teyare Mahallesi’ni, Gıbo Mahallesi’ni, hayvan pazarını, Mal Meydanı’nı bir bir hatırladı.
O yıllardaki Ağrı’nın samimiyetini, esnafın dayanışmasını, insanların birbirine olan sevgisini öyle bir içtenlikle anlattı ki, sanki zaman tünelinden geçmiş gibiydi.
“O yılların Ağrı’sı daha yoksuldu belki ama gönüller zengindi,” dedi.
Bu cümle aslında hem bir tespitti hem de bir özlemdi. Çünkü İbrahim Çeçen, köklerini hiç unutmayan bir adamdı. Bugün milyar dolarlık yatırımlara imza atan bir iş insanı olsa da, hâlâ çocukluğunun geçtiği toprakları aynı sevgiyle anıyor.
Bir Vakıftan Fazlası: İbrahim Çeçen Vakfı
Sohbetin ilerleyen dakikalarında konu elbette Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’ne geldi.
Çeçen, üniversitenin geldiği noktadan büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Özellikle Tıp Fakültesi’nin gelişmesi için hocalara ek destekler verdiğini, akademisyenlerin Ağrı’ya gelmesi için teşvik sağladığını anlattı.
“Ben üniversitem için elimden gelenin fazlasını yaparım,” dedi. “Tıp fakültesine, öğrencilere, hocalara her türlü desteği vermeye hazırım.”
Bu cümle, onun vizyonunu özetliyordu. Çünkü İbrahim Çeçen için zenginlik, başkalarının hayatına dokunabildiğin ölçüde anlamlıydı.
Her yıl binlerce öğrenciye burs veren, Türkiye’nin dört bir yanında sosyal sorumluluk projelerine imza atan İbrahim Çeçen Vakfı, bugün ülkenin en güçlü eğitim ve yardım kuruluşlarından biridir.
Nihat Aydın, ziyaret sırasında masanın üzerinde kalın bir burs listesinin olduğunu söylüyor.
Tam yirmi otuz sayfalık bir liste…
Her sayfasında onlarca öğrencinin adı…
“Burs verirken huzur buluyorum,” demiş İbrahim Çeçen.
İşte bütün mesele bu: İnsan, en çok verdiği zaman zenginleşir.
Mütevazılığın Simgesi Bir Adam
Nihat Aydın’ın en çok etkilendiği şeylerden biri ise, İbrahim Çeçen’in mütevazılığı olmuş.
Yılların birikimiyle, sayısız yatırımın ve başarının sahibi olan bu adam, hâlâ 35 yıl önceki aynı sade mobilyalarla döşenmiş odasında, eski bir masanın başında misafirlerini ağırlıyor.
Lüksü sevmiyor. Gösterişten uzak, doğal, samimi…
Ziyarette öyle bir tevazu sergilemiş ki; misafirini ayakta karşılayıp, ayakta uğurlamış.
Nihat Aydın anlatıyor:
“Elimi bağladım, saygıyla dinledim. O da gülümseyerek, ‘Ben de senin gibi elimi bağlayayım’ dedi. Böyle bir alçakgönüllülük, bu çağda zor bulunur.”
Bu söz bile onun kişiliğini anlatmaya yeter.
Zenginliğiyle değil, insanlığıyla büyük bir adam…
Ağrı’ya, Üniversiteye ve Öğrenciye Adanmış Bir Hayat
Sohbette Çeçen’in şu sözleri de dikkat çekici:
“Ben ticaret yapmam. Ağrı’da yatırımım sadece üniversite ve öğrencidir.”
Bu söz, onun felsefesinin özüdür.
Ağrı’ya otel, AVM veya başka ticari yatırımlar yapabilecekken o, tüm gücünü eğitime, bilime ve gençliğe adıyor.
Bugün Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nin her taşında onun emeği, her öğrencinin duasında onun adı vardır.
Yılda 20–30 milyon liralık burs desteği, 200 milyon liranın üzerinde vakıf hizmet bütçesiyle Türkiye’de örnek gösterilecek bir hayırseverdir.
Ama o, bütün bu rakamları hiç dile getirmez.
O sadece “Ben burs verirken huzur buluyorum” der.
Son Söz
Bugün Ağrı’da bir öğrenci üniversiteye gidiyorsa, bir hoca tıp fakültesine gelmeye karar veriyorsa, bir genç hayal kurabiliyorsa —
bilin ki bu hikâyede İbrahim Çeçen’in eli vardır.
O, servetini şöhret için değil; eğitime, insana, memleketine adayan bir gönül insanıdır.
Ve o yüzden, bu ülkenin geleceğinde adı altın harflerle anılacaktır.
Teşekkürler İbrahim Amca…
Senin gibi insanların varlığı, bu toprakların en büyük zenginliğidir.









Yorumlar
0 yorum