AJANS04/DİYADİN - Mirbahattin Demir tarafından Change.org üzerinden başlatılan kampanyada, Diyadin’deki altın madenciliği faaliyetlerinde siyanür kullanımının Murat Nehri, tarım alanları, su kaynakları ve insan sağlığı açısından risk oluşturabileceği savunuldu. Kampanyada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Ağrı Valiliği’ne çağrı yapılarak projenin durdurulması istendi. Ancak oldukça iddialı ifadelerle başlatılan kampanyaya şu ana kadar yalnızca bir kişinin imza vermesi, Diyadin ve Ağrı kamuoyunda geniş tabanlı bir karşılık oluşmadığını gösterdi.
SADECE 1 İMZA: KAMPANYA KARŞILIK BULMADI
Diyadin’de çevre ve sağlık üzerinden ciddi iddiaların gündeme getirildiği kampanyanın yalnızca bir imzada kalması, ortaya ilginç bir tablo çıkardı.
Yaklaşık yarım milyon nüfuslu Ağrı’da ve doğrudan maden yatırımının bulunduğu Diyadin’de kampanyanın yalnızca tek bir imza alması, kamuoyunun söz konusu çağrıya şu ana kadar mesafeli kaldığını ortaya koydu.
Bu tablo elbette Diyadinlilerin veya Ağrılıların çevresel kaygılarının bulunmadığı anlamına gelmiyor. Ancak kampanyanın mevcut haliyle toplumsal bir harekete dönüşmediği oldukça açık.
ÇEVRE DERNEKLERİNDEN DE GÜÇLÜ DESTEK YOK
Kampanyaya yalnızca vatandaşlardan değil, bölgedeki çevre örgütleri, meslek kuruluşları ve sivil toplum yapılarından da görünür ve güçlü bir destek gelmedi.
Murat Nehri, tarım arazileri, su kaynakları ve insan sağlığı gibi son derece önemli başlıkların gündeme getirildiği bir kampanyanın bu derece sınırlı destek alması, çevre tartışmasının Diyadin’de henüz geniş bir toplumsal karşılık üretmediğini gösteriyor.
MADEN YATIRIMINDA İSTİHDAM VE ÇEVRE İKİLEMİ
Diyadin’deki altın madeni, bölge açısından yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir yatırım.
Bir tarafta istihdam, üretim ve ekonomik hareketlilik beklentisi bulunurken diğer tarafta siyanür kullanımı, su kaynakları ve çevresel güvenlik konusunda kaygılar dile getiriliyor.
Bu nedenle tartışmanın yalnızca “maden olsun” veya “maden olmasın” noktasında bırakılması yeterli değil.
Siyanür hangi yöntemle kullanılacak?
Atıkların depolanması nasıl sağlanacak?
Murat Nehri’ne yönelik risk bulunuyor mu?
Su ve toprak analizleri hangi aralıklarla yapılacak?
Olası sızıntı veya doğal afet senaryolarında hangi tedbirler uygulanacak?
Bağımsız denetim sonuçları kamuoyuyla paylaşılacak mı?
Diyadin halkının gerçek anlamda cevap beklediği sorular bunlar.
BİR İMZA BİLE MESAJDIR AMA TOPLUMSAL TEPKİ DEĞİLDİR
Kampanyaya verilen tek imzanın da bir vatandaşın çevresel kaygısını ifade ettiği unutulmamalı.
Ancak bir imzayı Diyadin’in veya Ağrı’nın genel tutumu olarak değerlendirmek mümkün değil.
Tam tersine mevcut tablo, altın madeni karşıtı kampanyanın şu ana kadar Diyadin’de ve Ağrı genelinde güçlü bir toplumsal destek oluşturamadığını ortaya koyuyor.
ASIL İHTİYAÇ BİLİMSEL VERİ VE ŞEFFAFLIK
Diyadin’deki altın madeni projesi konusunda kamuoyunun sağlıklı karar verebilmesi için hem işletmenin hem de ilgili kamu kurumlarının çevresel güvenlik önlemlerini açık şekilde paylaşması gerekiyor.
Kullanılan yöntemler, su analizleri, atık yönetimi, çevresel izleme sonuçları ve denetim raporları kamuoyuna açık olmalı.
Çevre konusunda itirazı bulunanların da iddialarını bilimsel ve somut veriler üzerinden ortaya koyması gerekiyor.
Bugün itibarıyla ortaya çıkan tablo ise oldukça net:
Diyadin’de altın madeni karşıtı kampanya başladı ancak destek yalnızca 1 imzada kaldı. Şaka gibi görünen bu rakam, şu ana kadar kampanyanın toplumsal bir tepkiye dönüşemediğini gösteriyor.









Yorumlar
0 yorum