Ağrı Hayvan Borsası, şap hastalığı nedeniyle 18 Eylül’den itibaren 30 gün süreyle kapatıldı. Karantina altındaki köylerden hayvan hareketleri de durduruldu. Hastalığın yayılmasını önlemek elbette öncelik olmalı; çünkü şap son derece bulaşıcı ve kontrolsüz hayvan hareketi salgını büyütebilir. Ancak Ağrı gibi ekonomisinin önemli bölümü hayvancılığa dayanan bir şehirde mesele yalnızca “borsayı kapattık” denilerek bırakılmamalı.
Asıl sorumuz şu olmalı:
30 gün boyunca piyasa nasıl işleyecek, üretici hayvanını nasıl satacak, kasap hayvanı nereden alacak ve bunun et fiyatına etkisi ne olacak?
DÜNYA SADECE KAPATMIYOR, BÖLGESEL KONTROL UYGULUYOR
Dünyadaki şapla mücadele modellerinde hayvan hareketlerini sınırlamak temel yöntemlerden biri. Ancak örneğin İngiltere’nin resmi mücadele planında bütün sistemi tek kalemde süresiz kapatmak yerine enfekte işletme, koruma bölgesi, gözetim bölgesi ve aşılama bölgesi şeklinde kademeli bir yapı uygulanıyor.
Enfekte alanlarda hareketler çok sıkı biçimde durdurulurken, bazı gözetim bölgelerinde veteriner kontrolü, klinik muayene, test ve özel izinle hayvanların doğrudan kesime sevk edilmesine imkân tanınabiliyor. Araçların dezenfeksiyonu ve hayvan hareketlerinin ruhsatlandırılması da sistemin parçası.
Yani temel yaklaşım şu:
Hastalığı kapat, ticareti mümkün olduğu ölçüde kontrollü tut.
Ağrı açısından da tartışılması gereken model budur.
Borsanın tamamının 30 gün kapalı tutulması zorunluysa buna uyulur. Ama risk ortadan kalkarsa 30 günün dolması mı beklenmeli, yoksa bilimsel veriler ışığında karar yeniden mi değerlendirilmelidir?
TÜRKİYE GEÇEN YIL BUNU YAPTI
Aslında Türkiye'nin elinde de yakın tarihli bir örnek var.
2025 yılında SAT-1 tipi şap nedeniyle ülke genelinde hayvan pazarları kapatılmıştı. Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı bütün illeri aynı tarihe kadar kapalı tutmadı. Aşılama oranı yüzde 85'in üzerine çıkan ve hastalık kontrol altına alınan illerde pazarlar aşamalı olarak yeniden açıldı.
Ağrı Hayvan Borsası da 2 Temmuz 2025'te kapatılmış, Bakanlığın değerlendirmesinin ardından 10 Eylül 2025'te yeniden açılmıştı. Kars'ta da kısıtlamalar aşılama, dezenfeksiyon ve saha tedbirlerinin ardından kaldırılmıştı.
Demek ki asıl kriter takvim değil.
Hastalık riski, aşılama oranı ve saha verisi.
Bu nedenle Ağrı'da da 30 günlük sürenin başında ve ortasında kamuoyuna şu bilgiler açıklanabilir:
Kaç köy karantinada?
Kaç vaka tespit edildi?
Aşılama oranı kaç?
Yeni vaka sayısı azalıyor mu?
Borsa hangi kriter gerçekleştiğinde yeniden açılabilecek?
Bunları bilirsek üretici de önünü görür.
PEKİ ET FİYATLARI NE OLACAK?
Benim asıl endişem burada.
Borsa kapalı olduğunda hayvan ortadan kaybolmuyor.
Üreticinin satması gereken hayvan yine var.
Kasabın alması gereken hayvan da var.
Ama açık ve düzenli pazar mekanizması daralıyor.
Bu durumda alım-satımın daha sınırlı kanallara kayması, nakliye ve tedarik maliyetlerinin artması veya piyasada arzın geçici olarak sıkışması mümkün. Böyle bir ortamda kasapların alış maliyetlerinin yükselmesi halinde bunun ete yansıması riski de doğar. Ancak “borsa kapandı, et kesin zamlanacak” demek için henüz veri yok.
Tam da bu yüzden 30 günlük süreç yalnız veterinerlik açısından değil, piyasa açısından da yönetilmeli.
Kasapların hayvana erişimi takip edilmeli.
Üreticinin elindeki hayvanın fiyatı izlenmeli.
Kesime gidecek sağlıklı hayvanlar için mevzuatın izin verdiği kontrollü sevk yöntemleri değerlendirilmeli.
Kaçak ve kayıt dışı hayvan hareketinin önüne geçilmeli.
Çünkü kontrolsüz biçimde erken açmak hastalığı yeniden yayabilir; gereğinden uzun ve alternatifsiz kapatmak ise üreticiyle tüketiciyi ekonomik olarak zorlayabilir.
Ağrı’nın ihtiyacı ikisinin arasında doğru dengeyi kurmak.
Şapla mücadele edeceğiz ama hayvancılık piyasasını da sahipsiz bırakmayacağız.
Bence önümüzdeki 30 günün başarısı, borsanın kaç gün kapalı kaldığıyla değil; hastalığın ne kadar hızlı kontrol altına alındığı ve üreticiyle tüketicinin bu süreçten ne kadar az zarar gördüğüyle ölçülmeli.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!