18 Nisan 2026, Cumartesi
Mahir Çağrı - Ağrı Haber Ajansı
Mahir Çağrı

Mahir Çağrı

İnternet Mahir

HABER
Mahir Çağrı'nın çaresi var mı?
Perihan Mağden
Radikal 12 Mart 2000 
İnternet Mahir, saygın bir adet Mahir Çağrı olarak Londra'dan yurdumuza döndü. Mahdut bir süre için. Zira Türkiye, Mahir'in önemini anlamamış gözüküyor. Mahir Çağrı da mühim bir adamın oturtmuşluğuyla bozuk atıyor. İngilizler için çevireceği reklam filmini, Türkiye'de değil de, onun kıymetini anlayan başka bir ülkede çevirecek. Bu esneklikler, bu esnek ruhlar beni her zaman şaşırtır: Tuttuğu takımı (Fenerbahçe'yi) yeniliyor diye bırakan Kenan Paşa gibi. Uğur Dündar'ın ikinci başkanlığındaki takımına 'döndü' geçenlerde.
Mahir atıp tutuyor. Mahir, maalesef, ya da eşyanın tabiatından dolayı "Gelin kızlar: Harbi Türk abazanıyım. Hepinizi düziiim"e gelen sayfalarını, bu sayfalarda döktürdüğü harbi Türk kırosu incilerini ve bu incileri süsleyen ağır kıro fotoğraflarını, bırakın unutmayı, YOK SAYAN bir hava içinde. 20 yıllık devlet memurluğundan emekli, yeşil pasaport sahibi, Süleyman Demirel'le münazaralara katılmış bir duygu ve düşünce adamı, dünya feylezofu, o. Kafkas çocuklarının sefaletine de çare bulacak, çevrecilerin yaralarına da merhem olacak, artan zamanlarında nesli tükenmekte olan hayvanları kurtaracak. Forbes Dergisi'yle vakitsizlikten görüşemedi. (Tüm dünya medyası peşinde zira.) Onlarla görüşüp ne kadar mühim bir şahsiyet olduğunu 20-25 dakikada özetleseydi, dünyanın en ünlü adamları listesine yüzüncü olarak değil, ilk beş içinde girecekti. Ah vakitsizlik!
Mahir bir 'şaka' olduğunu toptan unutmuş vaziyette. Soğukkanlı ve oturtmuş bir edayla başarılarını ve potansiyel projelerini sıralarken, kendine sıra dağlar kadar güveniyor. Mahir'in karı kız peşinde kendine yer açabilmek için sitesine dizdirdiği o ağır sakil fotoğraflarına, kıro Türk İngilizcesi lafları yerleştiren müthiş metin yazarının kimliği, halen bir sır. 
Mahir'in mevcut bilinçsizliğiyle, durumuyla dalgasını geçerek, kendisini en kaybetmiş haliyle teşhir ederek, bir internet sansasyonu olmasını sağlayan satırları, yazmış olmasının imkân ve ihtimali yok.
Kendinin farkında olmayan bir şahsın (:Mahir'in) sitesine bir gün bir fırlama dalıyor ve niyetlerini, arzularını, içinde kopan çığlıkları fotoğraflarının sakilliğiyle birebir örtüşen bir dille seslendiriyor. Bu ağır kıroluk ve bunun böylesine yürekli ve gemlenmemiş teşhiri, dünyada, samimiliğe alabildiğine hasret, böylesine primitiv bir samimiyet buhranıyla kafa bulmaya hasret, muasır medeniyette büyük reyting yapıyor. Olay bu. Ama olay, kendi sakilliğinin söz yazarı olmayan Mahir'in kıyılarına vurmuyor. Mahir şimdilerde: "Bunu şansa bağlamıyorum. Galaksilerin sahibi beni seçti," gibi laflar ediyor. Ediyor ve bir de, ciddiye alınmayı bekliyor. Onun söz dizinlerinin ne menem bir zırvalamaya tekabül ettiğini bilen, öz memleketinin çocukları tarafından, yeterince saygıyla karşılanmadığı için küsüyor, alınıyor, örseleniyor. "Türkiye benim değerimi bilemiyor," diye acayip bozuluyor. Türkiye senin değerini niye bilsin? Türkiye, başından atamadığı Milli Tıkaç'ından Banu Alkan'ına kadar sen ve senin türevlerinden geçilmiyor. 'Dışarısı' için bir Zümrüdü Anka olabilirsin; ama bu topraklar senin cinsin mahsulden geçilmiyor.
Banu Alkan, Türkiye'de ödemediği bir borcu yüzünden polis tarafından hapse atılmak üzre arandığından Kıbrıs'a kaçtı ve halen de dönemiyor. Ama orda dalgalarla oynaşarak kameralara poz veriyor ve TATİLDE olduğunu iddia ediyor. Bu iddiasına iddiası esnasında, inanarak.
Kanal D Ana Haber'de Defne Samyeli, Mahir'le uzun uzun görüşürken, insana yalnız Türklerin yaşatmaya muvaffak olabildikleri bir çelişki salıncağında sallanıp duruyorum. Bir yandan Defne Samyeli'nin sabrına, Mahir'i sarsıp "Kel Kel Kendine Gel!" diye bağırmamasına şaşırıyorum, bir yandan da bastırılmış gülümseyiş taklidi yüz ifadesiyle: "Siz sayfanızdaki kadınlara o laflar, o bölük pörçük İngilizcenizle," filan diye laf sokuşturdukça, "Hayır! yapmasın, n'olur yapmasın. Yazık günah adama," oluyorum. Zira karşımızda uçuşa geçmiş bir Mahir, UNICEF'i sallayacak projelerinden, Almanya'da çıkacak CD'sinden, Amerika'da yapacağı filminden, Clinton'ın Meg Ryan'ın kimlerin nelerin peşinde olduğundan; hakikaten ciddi bir tevazuyla söz ediyor. Üzerinde ATT'nin 'hediyesi' gömlek, zira muasır medeniyette herkes ona hediye veriyor, herkes resmini duvarlarına asıyor. "Senin yüzünü görünce gülmemiz geliyor," demiş çok mühim bir şirketin başkanı ona. Mahir bir şaka olarak değerini anlamıyor; Mahir, Kafkas çocuklarının ıstırabını dindirecek, Mahir galaksiyi kurtaracak, Mahir Kofi Annan'la vakit bulunca görüşecek, Mahir, Mahir, Mahir. Bu çoook yaygın bir hastalık. Süleyman Demirel'i gerçek değerine uyandıramazsınız. Hayır! Banu Alkan Türk halkının onu sarakaya aldığını kabul etmeyecek. Özgüvenden ışıyan bir Mahir, kendi kendisinin gözlerini kamaştıracak. Göremeyecek. Hiç. Göremeyecek.

← Tüm Biyografiler