mutasavvıf
İbrahim Havvas ve Rum kayserinin kızı Tanasya
Bu öykü, İslam Gemici tarafından senaryolaştırıldı ve TGRT-İFPAŞ tarafından radyo oyunu ve sinema filmi olarak yayınlandı.
Bir defasında hacca gitmeye niyet ederek yola çıkmıştı. Kabe tarafına gitmek istediyse de gayri ihtiyari olarak ters istikamete doğru gidiyordu. En sonunda İstanbul tarafına gitmeye karar verdi.
İstanbul’a girdiği zaman yüksek bir köşk ve kapısı önünde toplanmış insanlar gördü. Yaklaşarak, “Niçin toplandınız?” diye sordu. Onlar da Rum Kayseri’nin kızı delirmiş, çare bulmak için doktorları topladı” dediler.
İbrahim Havvas, “Bunda bir hikmet vardır” deyip içeri girdi. Odada Kayser’in kızını gördü.
Kız; “Ey İbrahim-i Havvas! Hoş geldiniz” dedi.
İbrahim Havvas hayret ederek;
- Beni nereden tanıyorsunuz?”
- Canımı canana teslim etmek istedim ve Hak Teala’dan sevdiği bir kulunu yanımda bulundurmasını niyaz ettim. Üzülme yarın İbrahim Havvas dostum sana gönderilir buyruldu.
- Peki hastalığınız nedir?
- Bir gece dışarı çıkıp, ibret nazarı ile gökyüzüne baktım. Allahu Teala hazretleri beni benden aldı. Kendimden geçtim. «La ilahe illallah Muhammedün Resulullah» kelimesi dilime, manası kalbime geldi. Bu kelimeyi dilimden düşürmez oldum. Bu sebepten halime delilik, bana da deli dediler.
- Bizim diyara gelmek ister misin?
- Sizin diyarda ne vardır?
- Mekke, Medine, Beytülmukaddes oradadır.
Kız; “Sağ tarafına bak” dedi. İbrahim Havvas baktığı zaman bir düzlükte Mekke, Medine ve Beytülmukaddes karşısında duruyor gördü.
Az sonra İbrahim Havvas’a; “Vakit yaklaştı, istek ve arzu haddi aştı” dedi ve kelime-i şehadet getirip ruhunu teslim etti.