Bosna-Hersek Üçlü Cumhurbaşkanlığı Konseyi Eski Üyesi
Tebrikler için teşekkür ederim. Türkiye'ye karşı olan hislerim konusunda, çoğu Boşnak için, benim için de Türk milleti bize özel olarak yakın bir millettir. Yüzyıllardır birlikte yaşadık, başarıları ve başarısızlıkları paylaştık. Dinimiz, kültürümüz, tarihimiz bizi birleştiriyor. Çarşılarımız, camilerimiz aynıdır, aynı müziği, yemeği beğeniriz, benzer espri anlayışımız vardır, aynı değerleri paylaşırız. Türkler de Boşnaklar da hem Doğu'ya hem Batı'ya aitlerdir. Bu iki dünyayı birleştirecek olan doğal ve fonksiyonel formülü beraber arıyoruz. Boşnaklar, son eşitsiz savaşta kendi özgürlükleri için ağır bedel ödediler, her onuncu Boşnak ya öldürüldü ya da sakat bırakıldı, Boşnaklar onurlu ve gururlu millettir. Ülkedeki çatışma sonrası durumu aşmak için, ülkede ve bölgede uzlaşma sürecini hızlandırmak için, gerekli reformları geliştirmek için ve ekonomiyi güçlendirmek için müttefiklere ihtiyacımız var. Boşnakların dostları var ama bazılarının gücü yok, bazılarının ise Bosna Hersek'te daha aktif olmak için istekleri yok. Türkiye ise hem isteyen hem de yapabilen bir dost ülkedir.
Son bir yılda birkaç sefer Türkiye'yi ziyaret ettiniz. O ziyaretlerin şu an için genel sonuçları nasıldır?
Türkiye'nin Bosna'daki olumlu varlığı gün geçtikçe daha güçleniyor ve olaylar elbette o şekilde gelişmektedir, benim Türk liderle sık görüşmelerim ise sadece o süreci güçlendiriyor ve hızlandırıyor. Türkiye, Dayton Barış Anlaşması'nın uygulanması için konseyde İKÖ'yü temsil etmektedir ve Bosna Hersek'in birliği ve reformları açısından güçlü rol taşımaktadır. Türk işadamları her geçen gün ülkemizdeki yatırımlarıyla daha fazla varlar, fabrikalar açılıyor, klinikler, Türk kolejleri ve üniversiteler kuruluyor. Benim isteğim üzerine Türk devleti, Bosna Hersek'in tüm bölgelerinde yerlerinden edilmiş insanların desteklenmesi için uygun bir krediyi onayladı.
Bosna Hersek medyasında geri dönenlerin desteklenmesi için verilen Türk kredisi hakkında fazlasıyla yazıldı. Kredinin uygulanması ne durumda? Bu konuda somut adımlar var mı?
Şimdiye kadar kredinin % 40'ı kullanıldı ki bu, memnun eden bir tempodur. Genelde dolaylı yolla geri dönenlerin desteklenmesi sağlanıyor, o da geri dönenlere iş veren istikrarlı şirketler aracılığıyla oluyor. Kaynakların güvenli geri dönüşümü açısından bu iyidir ama tabii doğrudan kaynaklar kullanılsa, özellikle küçük çiftçiler için, daha etkili olurdu. O yüzden son ziyaretimde, Türk hükümetinden, her iki ülkeden de temsilcilerinin olacağı bir yapının oluşturulmasını talep ettim ve bu yapı, kredinin daha etkili şekilde kullanılmasına yardımcı olacaktır. Hükümetler kredinin uygulanmasında daha önemli yere sahip olmalıdır, Bosna hükümeti de net katkıda bulunmalıdır. Türk temsilcilerinin yakında Bosna Hersek'i ziyaret etmesini bekliyoruz.
Ocak ayındaki Türkiye ziyaretinizde Cumhurbaşkanı Gül ile görüştünüz. Görüşmeden bahsedebilir misiniz?
Bosna Hersek'teki siyasi ve ekonomi durumu hakkında konuştuk, Balkanlar'daki ilişkileri, Suriye'deki savaşı, Ortadoğu'daki durumu ve ilişkileri de konuştuk. Aynı zamanda Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile görüştüm, kredinin uygulanmasındaki bahsedilen sorunları konuştuk ve sadece Türk ve Bosna işadamlarını bir araya getirecek olan business forumun gerçekleşmesinde karar kıldık.
Türkiye'de gerçekleşecek Bosna Hersek-Türkiye-Sırbistan üçlü zirveden de bahsedildi. Sizin bu zirveden beklentileriniz nelerdir ve şimdiye kadar bu zirve neden yapılmadı?
Sırbistan Cumhurbaşkanı Tomislav Nikoliç'in seçilmesinden sonra duran Bosna Hersek-Sırbistan diyaloğunun tekrar başlatılması gerekiyor. Geçen sonbaharda toplantı yapılacaktı ama Nikoliç, Srebrenitsa ve Bosna Hersek'in geleceği hakkında kabul edilemeyecek bazı açıklamalarda bulunmuştu ve sert cevap vermem gerekiyordu. Son aylarda Cumhurbaşkanı Nikoliç kabul edilir ve net mesajlar gönderiyor, karşılaşmaya hazır, Ankara'da iyi bir ziyaret gerçekleştirdi, dolayısıyla mayısta gerçekleşebilecek üçlü zirve için yol açıldı.
Zirvenin Türkiye'de gerçekleşmesine ve Türkiye'nin arabulucu olmasına bazı eleştiriler de var. Bu eleştirilere yorumunuz?
Geçen sonbaharda üçlü zirve için görüşmelere başlandığında Cumhurbaşkanı Gül'ün sağlık sorunları vardı ve uçakla yolculuk yapamıyordu, o yüzden görüşmenin Ankara'da olmasına karar vermiştik. Cumhurbaşkanı'nın, Allah'a şükür, sağlık durumu iyi ama görüşme yerinin değişmesi konusunda bir karar verilmedi; sanıyorum ki başlangıç için zirvenin Bosna'da veya Sırbistan'da olmaması daha iyi.
NATO ve AB üyeliği süreci durakladı. Bosna Hersek'teki mevcut siyasi durum nasıl?
Son genel seçimlerinde kazananlar iki sosyal demokrat partileridir. Sırp seçmenlerin tercihi olanın lideri Milorad Dodik, Boşnak seçmenlerin tercihi olanın lideri ise Zlatko Lagumciya'dır. Seçmenlerin beklentileri büyüktü çünkü Bosna Hersek'teki sorunlarının sebebi ulusal partileri olduğu şeklinde resim çizilmişti, siyasi sahneden onların gidişiyle her şeyin daha iyi olacağı anlatılmıştı. Beklentiler hayal kırıklığına uğradı, reform süreci durduruldu, hükümetler zor kuruluyor, ama kolaylıkla dağıtılıyor, işsizlik oranı yükseliyor, yabancı yatırımlar azalıyor. Anlaşabildikleri tek şey bir dizi yasa oldu, o da Bosna Hersek'i devlet olarak güçsüzleştiriyor, entiteleri ise güçlendiriyor. Yerel seçimler geçen yıl oldu ve sosyal demokratlara desteğini azaltan seçmenlerin memnuniyetsizliğini gösterdi. Örneğin SDA (Rahmetli Aliya'nın kurduğu parti) 37 belediyede kazanırken, Zlatko Lagumciya'nın partisi SDP sadece 11 belediyede kazandı.
Geçen yıl Başbakan Erdoğan'ın ''Bizim ortak liderimiz'' olduğunu söylemiştiniz, kendisinin de sizin ve rahmetli babanız Aliya hakkında söylediklerini Oslobodjenje'ye verdiği demeçte okuma fırsatımız oldu. Başbakan Erdoğan, Bakan Davutoğlu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Tayyip Erdoğan öncelikle Türk lideridir, fakat onun Filistin, Bosna hakkındaki görüşlerini, dünyada zulüm görenlerin özgürlüğü için verdiği mücadeleyi milyonlarca Müslüman ve adaleti arayan insanlar kendi mücadeleleri olarak kabul etmektedirler. Aliya İzzetbegoviç, Tayyip Erdoğan, Profesör Davutoğlu, Muhamed Mahathir gibi düşünürler ve liderler sadece kendi milletlerine ait değiller, çünkü onların vizyonları sadece kendi milletinin çıkarlarını korumakla bitmiyor. Bu insanlar dünyadaki tüm İslam ümmetinin gururu için hizmet veriyorlar, öylece de tüm insanlığa hizmet veriyorlar. Yüzyıllarca farklı din ve kültürlerin uyum içinde bir arada bulunduğu, İspanya'dan kovulan Yahudilerin arkadaşlık, güven ve komşuluğu buldukları ve Balkanlar'daki en büyük sinagogu inşa ettikleri Saraybosna, insanlığın tamamını seven ve Allah'ın isteğiyle oluşturulan farklılıklara saygı duyan herkes için evidir.
Bosna'daki bir kısmın Türkiye'nin bölgemizdeki aktif rolüne karşı olduğunu görebiliyoruz. Hatta sizin sık sık Türkiye ziyaretlerinizi de eleştirmişlerdi. Bunlara bakışınız nasıl?
19. yüzyıla ait farkındalığın kalıntıları vardır, bazı insanlar hâlâ Osmanlı İmparatorluğu ile savaştalar, modern Türkiye ve emperyal Türkiye arasındaki farkı görmek istemiyorlar. Ama bu anlamsız uzaklık azalıyor, Türkiye Balkan milletleri arasında gün geçtikçe daha ilgi çekici ve daha anlaşılır hale geliyor. Ayrıca daha fazla varlığını göstermekte, hatta TV dizileri aracılığıyla bir zamanlar birlikte yaşayan milletler arasındaki tekrar yakınlaşma konusunda önemli rol oynamaktadır.
Balkanlar'da sık sık ilişkilerin ani soğuyabildiği ve aynı ilişkilerin hızla barışçıl olabildiğini söyleyebiliriz. Nikoliç'in Bosna Hersek vatandaşlarını ve sizi kıran bazı açıklamaları olmuştu. Fakat şu an olumlu bir durumdan söz edebiliriz. Nikoliç'in önceki açıklamalarına, üçlü zirveye bakışınız nedir ve bölgedeki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hafifçe, yeterince düşünmeden Boşnakları kıran açıklamalarda bulundu. İnanıyorum ki bunlar tekrarlanmayacak çünkü aradaki ilişkilere büyük zarar verebilir ki öyle bir şeye kimsenin ihtiyacı yok, özellikle de Sırbistan'a ki dünyada kendi imajını düzeltmeye çalışmaktadır, AB üyeliğine doğru yola çıkmaya hazırlanmaktadır vs.
Eski Diyanet İşleri Başkanı Mustafa Ceriç'in (Tseriç) başkan olduğu Dünya Boşnak Kongresi kuruldu. SDA partisinin Boşnakların çıkarlarını koruyan en güçlü parti olduğu bilinmektedir. Sadece Boşnakların bölündüğünü ve parçalandığına dair izlenim yaratılıyor. Sizin yorumunuz?
Dünya Boşnak Kongresi siyasi parti değildir ve SDA'ya rakip olması beklenmez. Kongrenin oluşmasındaki sorun şudur ki, kurucular sanki Boşnakların hayatta kalma mücadelesi kongrenin kurulmasıyla başlamış gibi hareket ettiler. Boşnakları temsil eden bireyleri ve uygun kurumları bir araya getirmediler. Kendi konuşmalarında ve dosyalarında onlardan bahsetmediler bile. Yüzyıllardır devam eden fiziksel ve ruhsal hayatta kalma mücadelesini yok saydılar. Boşnaklar kendi sağlığını ve hayatlarını komünist zindanlarda bırakarak agresif dinsizliğe karşı mücadele verdiler, imkânsız koşullarda devleti kuran yurtsever cephenin oluşmasında özü temsil ettiler, ordu, diplomatik ağı, kültürel, insani ve akademik kurumları kurdular. Bosna şehit mezarlıklarla örtülüdür, Boşnakların kendi siyasi ve askerî liderleri vardır, kahramanları, şairleri, sanatkarları, aydın insanları vardır. Boşnakların Aliya İzzetbegoviç'i vardı, fakat Mustafa Ceriç (Tseriç) Dünya Boşnak Kongresi'ndeki konuşmasında ondan söz etmedi bile.
Son olarak Türk milletine nasıl mesaj vermek istersiniz?
Türk milleti kendi inancına, kültürüne, tarihine, kendi köküne dönüyor. Yeni, modern evini eski, sağlam temellerinde inşa ediyor. Türk milletinin büyüklüğü geri dönüyor, her şeyiyle ona ait olan büyüklük. Türk milletinin geleneği, binlerce yıldır var olan devleti, güçlü ordusu, canlı, genç ve gururlu ulusu, büyüyen ekonomisi vardır. Türkiye, yeni siyasi ve ruhani merkez haline gelecek. Türk milletine olan mesajım şudur ki; onların başarıları ve yükselmesi bizleri sevindirmektedir. Hepimizin faydalanacağı barış için doğru yolu, formülü ve işbirliğini bulacağından eminiz.