Bazen bir mahallenin ortasında karşınıza çıkan tek bir görüntü, o şehrin yıllardır çözemediği bir meseleyi bütün çıplaklığıyla önünüze koyar.
Bugün Ağrı’nın Fatih Mahallesi’nden haberlere yansıyan görüntüler de tam olarak böyle.
Mahalle sakinleri, park alanı olarak belirtilen boş bölgeye hayvan gübresi döküldüğünü ve gübre yığınlarının evlerin birkaç metre yakınına kadar ulaştığını söylüyor. Vatandaşın tepkisi haklı olarak şu noktada yoğunlaşıyor: Burası çocukların oynayacağı, insanların nefes alacağı bir park alanı mı olacak, yoksa hayvan gübresinin bırakıldığı bir alan olarak mı kalacak?
Aslında mesele yalnızca Fatih Mahallesi’ndeki birkaç gübre yığınından ibaret değil.
Bu fotoğraf Ağrı’nın yıllardır cevap vermesi gereken daha büyük bir soruyu yeniden önümüze getiriyor:
Ağrı neden hâlâ şehir merkezindeki bu kırsal görüntülerden kurtulamıyor?
HAYVANCILIK BAŞKA, ŞEHİR MERKEZİNDEKİ BU GÖRÜNTÜLER BAŞKA
Ağrı bir hayvancılık şehri.
Bunu kabul etmekle kalmamalı, hayvancılığın gelişmesi için daha fazla yatırım yapılmasını da istemeliyiz. Çünkü bu şehirde binlerce ailenin geçim kaynağı hayvancılık. Özellikle aile işletmeciliği Ağrı ekonomisinin önemli unsurlarından biri.
Dolayısıyla meseleyi “şehirde hayvan istemiyoruz” gibi yanlış bir noktaya taşımamak gerekiyor.
Biz hayvancılığa karşı değiliz.
Tam tersine, Ağrı’nın modern hayvancılıkta Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri olmasını istiyoruz.
Ancak hayvancılığın güçlü olmasıyla şehir merkezinde ahırların, tezek yığınlarının ve hayvan dışkılarının bulunması aynı şey değildir.
Bir şehirde apartmanların, evlerin ve çocukların yaşam alanlarının birkaç metre ötesinde gübre yığınları varsa burada artık üretim kültüründen değil, şehircilik ve denetim probleminden söz etmek gerekir.
Köylerimizde ahır vardır, hayvan vardır, tezek vardır. Bunların tamamı kırsal hayatın ve üretimin doğal parçalarıdır. Burada küçümsenecek hiçbir şey yoktur.
Ancak şehrin mahallesi ile köyün üretim alanı arasında da bir fark olmak zorundadır.
Şehir dediğimiz yer planlamadır.
Şehir çevre düzenidir.
Şehir ortak yaşam kültürüdür.
Şehir çocukların oynayacağı parkların korunmasıdır.
Şehir, bir vatandaşın penceresini açtığında birkaç metre ötede hayvan gübresi yığını görmek zorunda kalmamasıdır.
Fatih Mahallesi’ndeki görüntüyü önemli kılan da budur.
Bugün o gübreler kaldırılır, alan temizlenir ve mesele kapanmış gibi yapılabilir. Ama Ağrı’nın başka bir mahallesinde aynı görüntü yeniden karşımıza çıkacaksa hiçbir şeyi çözmüş olmayız.
Çünkü bizim artık gübre yığınlarını değil, gübre yığınlarını şehir merkezinde ortaya çıkaran sistemi konuşmamız gerekiyor.
VALİ BOZKURT SORUNU ZATEN ORTAYA KOYDU
Üstelik Ağrı’nın elinde bu meselenin çözümü için yıllardır konuşulan önemli bir proje var: Ahırlar Projesi.
Projenin temeli 2021 yılında atıldı. Amaçlarından biri şehir içerisinde kalan hayvancılık faaliyetlerinin daha uygun bir alana taşınması ve modern şartlarda sürdürülmesiydi.
Aradan geçen süreçte proje tamamlanamadı.
Nisan 2026’da Ahırlar Projesi yeniden gündeme geldi. Ağrı Valisi Önder Bozkurt projeyi yerinde inceledi ve şehir merkezindeki ahırların buraya taşınmasının çevre ve insan sağlığı açısından önemine dikkat çekti.
Bu açıklama önemli.
Çünkü bugün Fatih Mahallesi’nde gördüğümüz görüntünün aslında neden ortadan kaldırılması gerektiği birkaç ay önce Ağrı’nın en üst yöneticisi tarafından da ortaya konuldu.
O halde artık teşhisi yeniden tartışmanın anlamı yok.
Sorun belli.
Çözümün önemli parçalarından biri de belli.
Şimdi ihtiyaç duyulan şey uygulama.
Vali Önder Bozkurt’un Ahırlar Projesi konusunda süreci hızlandırması ve Ağrı’yı bir an önce bu çirkin görüntülerden kurtaracak kapsamlı bir çalışma ortaya koyması gerekiyor.
Çünkü Ahırlar Projesi yalnızca yüzlerce ahırdan oluşan bir inşaat yatırımı değildir.
Bence bu proje doğru uygulanırsa aynı zamanda bir kentleşme projesidir.
Şehir merkezindeki ahırlar taşınacaksa, hayvan gübrelerinin sokak aralarına ve boş arazilere bırakılmasının önüne geçilecekse, hayvancılık daha sağlıklı şartlarda yapılacaksa ve mahallelerimiz bu görüntülerden kurtulacaksa Ahırlar Projesi’nin Ağrı açısından anlamı çok daha büyüktür.
Ancak burada küçük aile işletmelerini de görmezden gelemeyiz.
İnsanlara sadece “Hayvanını şehirden çıkar” demek çözüm değildir.
Nereye götürecek?
Yeni ahıra hangi şartlarda geçecek?
Maliyeti ne olacak?
Su, elektrik ve ulaşım nasıl sağlanacak?
Küçük üreticinin bu dönüşüm sırasında ekonomik olarak ayakta kalması nasıl sağlanacak?
Bunların da planlanması gerekiyor.
Yani çözüm hayvancılığı cezalandırmak değil, hayvancılığı planlamak ve doğru yere taşımaktır.
Üretici korunacak.
Aile işletmeciliği desteklenecek.
Hayvancılık geliştirilecek.
Ama şehir merkezi de ahır, tezek ve gübre görüntüsünden kurtarılacak.
Bunların birbirinin alternatifi olduğunu düşünmek zorunda değiliz. Doğru bir planlamayla ikisini birlikte başarabiliriz.
AĞRI ARTIK BU GÖRÜNTÜLERDEN KURTULMALI
Fatih Mahallesi’ndeki görüntüye sadece belediyenin gidip gübreyi kaldıracağı günlük bir çevre şikâyeti olarak bakarsak asıl meseleyi kaçırmış oluruz.
Bugün Fatih Mahallesi olur.
Yarın başka bir mahalle.
Bir gün tezek yığını görürüz.
Başka bir gün hayvan dışkısı.
Bir başka yerde konutların arasında ahır karşımıza çıkar.
Bunların her birine ayrı ayrı müdahale ederek Ağrı’yı modern bir şehir haline getiremeyiz.
Artık şehir genelinde bir envanter çıkarılmalı.
Şehir merkezinde kaç ahır var?
Kaç aile şehir içerisinde hayvancılık yapıyor?
Kaç büyükbaş ve küçükbaş hayvan kent merkezindeki mahallelerde tutuluyor?
Bu işletmelerin hangileri Ahırlar Projesi kapsamındaki bölgeye taşınabilir?
Taşınacak ailelere hangi imkânlar sağlanacak?
Hayvansal atıklar nasıl toplanacak?
Gübre nerede depolanacak?
Tezeklerin mahalle aralarında biriktirilmesinin önüne nasıl geçilecek?
Ve en önemlisi, Ağrı şehir merkezinin ahırlardan ve hayvansal atık görüntülerinden tamamen arındırılması için nasıl bir takvim uygulanacak?
Valilik, Belediye, Tarım ve Orman Müdürlüğü ve ilgili bütün kurumların birlikte oturup bu sorulara cevap verecek bir yol haritası hazırlaması gerekiyor.
Çünkü Ağrı büyüyor.
Yeni konutlar yapılıyor.
Yeni yollar açılıyor.
Parklar, sosyal alanlar, kamu yatırımları yapılıyor.
Şehrin görünümünü değiştirmek için ciddi kaynaklar harcanıyor.
Bütün bunların arasında evlerin birkaç metre ötesindeki gübre yığınları, mahalle arasındaki ahırlar ve boş arazilerdeki tezek kütleleri Ağrı’ya yakışmıyor.
Bunu söylerken köy hayatını ya da hayvancılıkla uğraşan insanlarımızı küçümsemiyoruz.
Tam tersine, üreticimizin daha modern şartlarda üretim yapmasını istiyoruz.
Köy köydür, şehir şehirdir.
Her ikisinin de kendine özgü yaşam ve üretim düzeni vardır.
Sorun, kırsal üretim biçiminin plansız şekilde şehrin ortasında devam etmesidir.
Ağrı hayvancılık şehri olmaya devam etsin.
Hatta daha fazla hayvan yetiştirsin.
Daha fazla et ve süt üretsin.
Aile işletmelerimiz büyüsün.
Üreticimiz kazansın.
Ama bunu modern ahırlarda, uygun alanlarda ve çevre sağlığını koruyan bir sistem içerisinde yapalım.
Şehrin merkezini ise gerçekten şehir yapalım.
Çocukların park alanında gübre değil, oyun grupları olsun.
Mahallelerin boş alanlarında tezek değil, yeşil alan olsun.
Vatandaş penceresini açtığında hayvan dışkısıyla değil, yaşadığı şehre yakışan bir çevreyle karşılaşsın.
Nisan ayında Vali Önder Bozkurt’un şehir merkezindeki ahırların taşınmasının çevre ve insan sağlığı açısından önemine yaptığı vurgu bu nedenle önemlidir.
Şimdi bu yaklaşımın sahaya yansımasını beklemek gerekiyor.
Ahırlar Projesi bir an önce sonuçlandırılmalı ve Ağrı şehir merkezini bu görüntülerden kurtaracak taşınma süreci başlatılmalıdır.
Fatih Mahallesi’ndeki o fotoğraf belki bugün gündeme geldi ve birkaç gün sonra unutulacak.
Ama fotoğrafın ortaya koyduğu sorun unutulmamalı.
Çünkü mesele birkaç kamyon gübre değil.
Mesele nasıl bir Ağrı’da yaşamak istediğimizdir.
Ve bugün Fatih Mahallesi bize çok basit bir soru soruyor:
Ağrı’da park alanı mı, gübre deposu mu?
Cevabı hepimiz biliyoruz.
Artık o cevabı Ağrı’nın sokaklarında da görmek istiyoruz.
Haber Kaynağı: Ağrı'nın Haber Merkezi | Ajans04.Net Ağrı Haberleri
Henüz yorum yapılmamış.