Ağrı Tanıtım Günleri’nin İstanbul’da yeniden yapılacağı konuşuluyor. Sosyal medyada bazı İstanbul merkezli derneklerin paylaşımları dolaşıma girmeye başladı. Etkinliğin bu yıl geçmiş yıllarda olduğu gibi Maltepe’de değil, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde yapılacağı ifade ediliyor. Yani Ağrı, bir kez daha İstanbul’da tanıtılacakmış.
Elbette Ağrı’nın tanıtılması güzel bir şeydir. Ağrı’nın kültürünün, yöresel değerlerinin, mutfağının, tarihi ve doğal güzelliklerinin İstanbul gibi büyük bir şehirde anlatılması önemlidir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak mesele şu: Ağrı gerçekten tanıtılacaksa, bu iş kimlerle, nasıl, hangi akılla ve hangi planlamayla yapılacak? Daha önemlisi, Ağrı’nın tanıtımı yapılacaksa Ağrı’daki basının, gazetecilerin, medya kuruluşlarının bundan neden haberi yok?
Bugün ortada tuhaf bir tablo var. Şunun şurasında etkinliğe kısa bir süre kalmış. Fakat Ağrı’daki yerel medya organlarında, gazeteciler arasında, basın meslek örgütlerinde bu organizasyona dair ciddi bir bilgilendirme yok. Ne bir kapsamlı duyuru var ne bir basın toplantısı var ne de yerel medyayı sürece dahil eden bir çalışma var. Peki böyle bir tanıtım nasıl yapılacak? Tanıtımın en temel ayağı olan basını devre dışı bırakarak bir şehri tanıtmak mümkün mü?
GEÇMİŞTE YAŞANANLAR HAFIZALARDA DURUYOR
Ağrı Tanıtım Günleri denildiğinde yakın geçmişte yaşanan bazı hadiseleri hatırlamak gerekiyor. Son yapılan tanıtım günlerinden biri İstanbul Maltepe’de düzenlenmişti. O dönem ülkede acı bir gündem vardı. İstanbul’da yaşanan saldırı nedeniyle kamuoyunda derin bir üzüntü oluşmuş, hayatını kaybeden vatandaşlarımız olmuştu.
Böyle bir atmosferde dönemin Ağrı Valisi Dr. Osman Varol önemli bir hassasiyet ortaya koymuştu. Tanıtım günlerinin tamamen iptal edilmediğini ancak konserlerin ve eğlenceye dayalı programların iptal edildiğini açıkça ifade etmişti. O gün Kolpa Grubu’nun konser vermesi planlanıyordu. Konser iptal edildi. Vali Varol, etkinlik alanında müziğe, eğlenceye ve ülke gündeminin hassasiyetini gölgeleyebilecek hiçbir programa izin verilmemesi yönünde tavır koymuştu.
Ancak sonrasında organizasyonu yürüten dernek tarafının bu hassasiyeti yeterince dikkate almadığı görüldü. Etkinlik alanında müzik çalınmaya başlanması üzerine Vali Osman Varol’un final resepsiyonuna katılmadığı, açılışın ardından Ağrı’ya döndüğü biliniyor. Ardından Kültür, Turizm ve Tarım müdürlerinin de final programına katılıp katılmama noktasında tereddüt yaşadığı, son dakikada kararların değiştiği konuşulmuştu.
Asıl mesele de burada yatıyor. Bir şehir adına yapılan organizasyon, valiliğin ve kamu kurumlarının hassasiyetini dikkate almıyorsa, orada tanıtımdan çok kriz çıkar. Ağrı adına yapılan bir programda Ağrı’nın kurumsal aklı, devlet ciddiyeti ve kamu vicdanı yok sayılırsa, bunun adı tanıtım olmaz. Bu yüzden geçmişte yaşananların bugün yeniden hatırlanması gerekiyor.
YENİDEN AYNI YAPI, YENİDEN AYNI SORULAR
Bugün gelinen noktada aynı federasyonun ya da aynı çevrenin yeniden Ağrı Tanıtım Günleri organizasyonunda öne çıktığı görülüyor. Sayın Valimize ne anlatıldı, nasıl bir sunum yapıldı, hangi vaatlerde bulunuldu bilinmez. Fakat ortada geçmişten gelen ciddi bir güven problemi olduğu da açıktır.
Ağrı Tanıtım Günleri gibi bir organizasyon, birkaç derneğin kendi çevresiyle planlayacağı dar kapsamlı bir etkinlik değildir. Bu, Ağrı’nın ortak meselesidir. Ağrı’nın ilçelerini, köylerini, kültürünü, yerel üreticilerini, turizmini, basınını, sanatçılarını, akademisyenlerini, STK’larını ve iş dünyasını kapsaması gereken büyük bir şehir organizasyonudur.
Peki bugün bu kapsayıcılık var mı? Görünen tablo ne yazık ki hayır.
Dernek başkanı Ağrı’ya gelmiş. Bazı STK’ları ziyaret etmiş. Ancak Ağrı’nın tanıtımında bugüne kadar her daim sahada olan gazetecileri, medya kuruluşlarını, basın meslek örgütlerini ziyaret etmemiş. Orta Doğu Gazeteciler Cemiyeti yok. Ağrı Gazeteciler Cemiyeti yok. Basın Birliği yok. Yerel haber siteleri yok. Gazeteciler yok. Ağrı’nın sesini taşıyan medya yok.
O zaman sormak gerekiyor: Ağrı’yı kime tanıtıyorsunuz? Ağrı’nın basınını yok sayarak Ağrı’nın tanıtımını nasıl yapacaksınız?
TANITIMI VEZİR DE EDEN MEDYADIR, REZİL DE EDEN MEDYADIR
Türkiye’de bir organizasyonu görünür kılan temel güç medyadır. Medya bir etkinliği büyütürse o etkinlik şehir hafızasına girer. Medya görmezse, etkinlik sadece kendi alanında yapılmış ve bitmiş bir program olarak kalır. Hele ki “tanıtım günleri” gibi doğrudan görünürlük üzerine kurulu bir organizasyonda basını dışarıda bırakmak büyük bir akıl tutulmasıdır.
Bugün Ağrı’daki gazetecilerin önemli bir kısmı bu etkinliğin nerede yapılacağını, hangi tarihte yapılacağını, kimlerin katılacağını, hangi kurumların destek verdiğini, hangi ilçelerin nasıl temsil edileceğini bilmiyor. Böyle bir organizasyon olur mu?
Siz Ağrı adına bir iş yapıyorsanız önce Ağrı’ya anlatacaksınız. Ağrı’nın gazetecisine anlatacaksınız. Ağrı’nın haber sitesine, gazeteciler cemiyetine, basın kuruluşlarına gideceksiniz. Programınızı sunacaksınız. “Biz böyle bir etkinlik yapıyoruz, Ağrı’nın tanıtımı için destek istiyoruz” diyeceksiniz. Bunu yapmazsanız, kimse sizin adınıza haber uydurmak zorunda değildir.
Basın mensubu davet edilmeden, bilgilendirilmeden, sürece dahil edilmeden “Ağrı tanıtılıyor” demek eksik kalır. Çünkü tanıtımın kendisi zaten haberle, görüntüyle, kamuoyu ilgisiyle, medya desteğiyle anlam kazanır.
ULAŞIMI ZOR BİR ALANA TANITIM GÜNÜ TAŞIMAK KİMİN AKLI?
Bir başka önemli konu ise etkinliğin yapılacağı yer. Geçmiş yıllarda Maltepe gibi bilinen, ulaşımı görece daha anlaşılır bir etkinlik alanı tercih edilmişti. Bu yıl ise etkinliğin Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde yapılacağı konuşuluyor.
İstanbul gibi büyük bir şehirde lokasyon her şeydir. İnsanların alana nasıl ulaşacağı, hangi ilçelerden nasıl geleceği, yaşlıların, ailelerin, çocukların, esnafın, hemşehri gruplarının bu alana nasıl erişeceği iyi hesaplanmalıdır. Ulaşımı zor, toplu taşıma planlaması iyi anlatılmamış, geniş kitlelerin kolayca gelemeyeceği bir alanda tanıtım günü yapmak ciddi bir risktir.
Tanıtım günleri kalabalıkla anlam kazanır. Kalabalık için de ulaşım kolaylığı gerekir. Eğer alan ulaşım açısından zorsa, bunun için servis planı, medya duyurusu, ilçe ilçe bilgilendirme, dernek dernek organizasyon ve güçlü bir saha çalışması yapılması gerekir. Şu ana kadar böyle güçlü bir planlama kamuoyuna yansımış değil.
O halde yine aynı soru karşımıza çıkıyor: Bu iş gerçekten Ağrı’yı tanıtmak için mi yapılıyor, yoksa birkaç kişinin organizasyon vitrini oluşturması için mi?
AĞRI’NIN ADI KULLANILIYORSA AĞRI’NIN AKLI DA OLMALI
Ağrı Tanıtım Günleri herhangi bir dernek programı değildir. Ağrı’nın adı kullanılıyorsa, Ağrı’nın ortak aklı da o organizasyonda yer almalıdır. Bu iş sadece İstanbul’daki birkaç derneğin sosyal medya paylaşımıyla yürütülemez.
Ağrı’nın Valiliği, belediyesi, ilçe belediyeleri, üniversitesi, ticaret odası, esnaf odaları, kadın kooperatifleri, üreticileri, turizmcileri, gazetecileri, sanatçıları ve kanaat önderleri bu sürecin bir parçası olmalıdır. Aksi takdirde bu tür etkinlikler birkaç gün süren stant görüntülerinden ibaret kalır.
Ağrı’nın tanıtımında ne anlatılacak? Ağrı Dağı mı? İshak Paşa Sarayı mı? Diyadin kaplıcaları mı? Nuh’un Gemisi anlatısı mı? Yöresel yemekler mi? Bal, et, el sanatları, kış turizmi, spor turizmi mi? Bunların her biri için ayrı bir kurgu gerekir. Rastgele kurulmuş stantlarla, plansız sahne programlarıyla, dar çevre ziyaretleriyle Ağrı tanıtılamaz.
Tanıtım dediğiniz şey strateji ister. Kitle yönetimi ister. Medya planı ister. Ulaşım planı ister. İçerik planı ister. Kriz yönetimi ister. En önemlisi de geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarmayı gerektirir.
GEÇMİŞTEKİ KRİZLERDEN DERS ALINDI MI?
Maltepe’de yaşanan krizden sonra bu organizasyon modelinin neden sorunlu olduğu görülmüştü. Kamu hassasiyetini dikkate almayan, valiliğin ortaya koyduğu çizgiyi önemsemeyen, organizasyon disiplinini kendi bildiği gibi yürüten bir anlayış, Ağrı’ya fayda sağlamaz.
Şimdi aynı çevrenin yeniden devreye girmesi doğal olarak bazı soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Bu kez nasıl bir planlama var? Kamu kurumlarıyla protokol nasıl yürütülecek? Ülke gündemine, şehir hassasiyetlerine, Ağrı’nın kurumsal temsil ağırlığına dikkat edilecek mi? Yoksa yine “biz yaptık oldu” mantığıyla mı hareket edilecek?
Bunları sormak kimseye düşmanlık değildir. Tam tersine, Ağrı adına yapılan bir işin doğru yapılmasını istemektir.
TANITIM GÜNLERİ BİTTİKTEN SONRA ASIL HESAP SORULMALI
Bugün eleştirilerimizi şimdiden yazıyoruz. Ancak asıl değerlendirme etkinlikten sonra yapılmalı. Kaç kişi katıldı? Hangi medya kuruluşları haber yaptı? Hangi ulusal medya organında Ağrı yer aldı? Hangi yatırımcıyla temas kuruldu? Hangi turizm bağlantısı sağlandı? Hangi yerel ürün İstanbul pazarına açıldı? Hangi ilçenin tanıtımı güçlü yapıldı? Hangi kurum ne katkı verdi? Harcanan emek ve bütçenin Ağrı’ya geri dönüşü ne oldu?
Eğer bu sorulara cevap verilemiyorsa, tanıtım günleri sadece birkaç gün süren kalabalık fotoğrafından ibaret kalmış demektir.
Ağrı’nın tanıtımı ciddi iştir. Ağrı’nın adıyla yapılan her organizasyon, Ağrı halkına karşı sorumluluk taşır. Bu sorumluluk yalnızca sahne kurmakla, stant açmakla, protokol ağırlamakla yerine getirilmez.
Ağrı gerçekten tanıtılacaksa, önce Ağrı’nın bütün dinamikleri bu işin içine katılmalıdır. Basın yoksa tanıtım eksik kalır. Medya yoksa görünürlük eksik kalır. Şeffaflık yoksa güven eksik kalır. Planlama yoksa sonuç eksik kalır.
Bugün tablo bize şunu gösteriyor: Ağrı Tanıtım Günleri yapılacakmış. Ama Ağrı’daki tek basın mensubu bile doğru dürüst bilgilendirilmemiş. Tek medya kuruluşu sürece dahil edilmemiş. Tek gazeteciye kapsamlı program anlatılmamış.
Peki neden?
İşte asıl soru budur.
Ağrı’nın tanıtımı, Ağrı’nın basınından kaçırılarak yapılamaz. Ağrı’nın adıyla yapılan her iş, Ağrı’nın ortak aklıyla yapılmalıdır. Aksi halde bunun adı tanıtım değil, eksik planlanmış bir gösteri olur.
Haber Kaynağı: Ağrı'nın Haber Merkezi | Ajans04.Net Ağrı Haberleri
Henüz yorum yapılmamış.