AJANS04/AĞRI - Kriptografi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Ağrı’da lise öğrencisi olduğu yıllardan hafızasında kalan çarpıcı bir olayı anlattı. Koç’un aktardığına göre, lise son sınıfta düzenlenen bir 10 Kasım anma programı sırasında arkadaşı Kemal Kaya, yanındaki öğrenciyle sessizce şakalaşıp hafifçe güldüğü gerekçesiyle bir öğretmenin ağır şiddetine maruz kaldı. Yaklaşık 15 dakika sürdüğünü belirttiği olayın, kendi karakterinin yönünü belirleyen anlardan biri olduğunu söyleyen Koç, aradan geçen uzun yıllara rağmen o günü unutamadığını ifade etti.

Koç, hatırasına Ağrı’nın sert kışlarını anlatarak başladı. Şehirde kışın ekim ayı gibi kendisini hissettirdiğini belirten Koç, ortaokul ve lise yılları boyunca 29 Ekim ve 10 Kasım törenlerinin öğrenciler açısından en çok üşüdükleri ve yoruldukları günler olduğunu dile getirdi. 23 Nisan törenlerine lise öğrencilerinin çoğu zaman katılmadığını, 19 Mayıs’ta ise havada az da olsa güneş görmenin öğrenciler için bir teselli olduğunu söyledi.

10 Kasım anma programlarının genellikle okul içerisinde düzenlendiğini anlatan Koç, törenlerin birkaç saat sürmesine rağmen kalorifersiz ve buz gibi salonlarda ayakta beklemenin öğrenciler için oldukça zor olduğunu ifade etti. Kendisinin ceketin altında süveter, gömlek, iç gömleği ve fanila giydiğini, buna rağmen soğukta beklemekten bitkin düştüğünü belirten Koç, bazı arkadaşlarının yalnızca ince bir gömlek ve ceketle okula gidip geldiğini vurguladı.

Koç, yoksul öğrencilerin yaşadığı zorlukların, dönemin sert ve kuralcı okul anlayışı nedeniyle daha da ağırlaştığını anlattı. Öğrencilerin içinde bulunduğu ekonomik şartların yeterince dikkate alınmadığını ifade eden Koç, öğretmen ve idarecilerin katı tutumlarının özellikle imkânı sınırlı öğrenciler üzerinde daha fazla baskı oluşturduğunu söyledi.


BİR GÜLÜMSEMEYLE BAŞLAYAN OLAY

Koç’un anlatımına göre olay, lise son sınıfta katıldıkları son 10 Kasım törenlerinden birinde yaşandı. Uzun süre soğuk salonda ayakta bekleyen öğrencilerden biri, törenin oluşturduğu stres, üşümenin verdiği hareket etme ihtiyacı ya da başka bir nedenle yanındaki arkadaşıyla sessizce şakalaştı. Çok hafif hareket eden ve sesi zor duyulacak şekilde gülen bu öğrencinin adı Kemal Kaya’ydı.

Koç, Kemal Kaya’yı Ağrı’nın karında ve kışında, eksi 20 dereceyi bulan soğuklarda yalnızca bir ceket, bir gömlek ve bir atkıyla okula gelen, yoksul ve kalabalık bir ailenin çocuklarından biri olarak anlattı. Kemal Kaya’nın ailesinin sekiz ya da on çocuğundan biri olduğunu belirten Koç, onun her gün ağır kış şartlarına rağmen okula devam ettiğini ifade etti.

Koç’un aktardığına göre, törende görevli öğretmenlerden biri Kemal Kaya’nın hafifçe hareket edip güldüğünü fark etti. Koç, bir sıra arkasında duran arkadaşına doğru yürüyen öğretmeni gördüğünü, olayın kısa sürede şiddete dönüştüğünü anlattı.

Öğretmenin Ağrılı olmadığını belirten Koç, Ağrılı bir öğretmenin öğrencilerin durumunu daha iyi sezebileceğini, onların hangi şartlarda yaşadığını anlayabileceğini düşündüğünü söyledi. Öğretmenin adını hatırlamadığını, hatırlasa bile unutmak isteyeceğini ifade eden Koç, onu Ağrı dışından, Türkiye’nin orta ya da batı bölgelerinden geldiğini düşündüğü, ufak tefek yapılı bir öğretmen olarak hatırladığını belirtti.

Koç’un anlatımına göre öğretmen, Kemal Kaya’nın yanına gelerek güçlü bir tokat attı. İlk tokadın ardından arkadaşının yere düşeceğini düşündüğünü ifade eden Koç, Kemal Kaya’nın düşmediğini anlattı. Öğretmenin ikinci kez vurduğunu belirten Koç, Kemal Kaya’nın bir sütun gibi yerinden kıpırdamadan ayakta kaldığını söyledi.

Koç, o an Kemal Kaya’nın bütün gücünü topladığını ve uğradığı haksızlık karşısında dik durmaya karar verdiğini düşündüğünü ifade etti. Öğretmenin tokat ve yumruklarla vurmaya devam ettiğini, saldırının on ya da on beş darbeye kadar uzadığını belirten Koç, Kemal Kaya’nın burnundan kan gelmeye başladığını anlattı.

Koç, arkadaşının yüzüne, gömleğine, ceketine ve yere büyük kan damlalarının düştüğünü belirterek o anların salondaki öğrenciler üzerinde derin bir etki bıraktığını ifade etti.


“KEMAL KAYA BİR SÜTUN GİBİ AYAKTA KALDI”

Koç, yaşananların devam etmesi hâlinde sınıftan bazı öğrencilerin eğitim hayatlarını feda etme pahasına öğretmene müdahale edip etmeyeceğini yıllar sonra bile düşündüğünü söyledi. Salondaki öğrencilerin büyük bir öfke yaşadığını ima eden Koç, olayın başka bir öğretmenin müdahalesiyle sona erdiğini aktardı.

Müdahale eden öğretmenin saldırıda bulunan öğretmeni geri çektiğini belirten Koç, iki öğrenciye Kemal Kaya’yı lavaboya götürmelerini söylediğini anlattı. Ardından okul müdürünün töreni kısa keserek öğrencileri serbest bıraktığını ifade etti.

Koç, yalnızca birkaç dakika içinde yaşanan olayın kendisinde kalıcı bir iz bıraktığını belirtti. Bu hatıranın aradan geçen zamana rağmen aklından çıkmadığını söyleyen Koç, yaşananların kendi karakterinin şekillenmesinde önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getirdi.

Yıllar sonra o günün ayrıntılarını yeniden anlatan Koç, hatırasını şu sözlerle tamamladı:

“Evet, ben sizi iyi biliyorum. Bana kendinizi anlatıp yorulmayın.”

Prof. Dr. Çetin Kaya Koç’un anlattığı olay, geçmiş dönemlerde okullarda uygulanan sert disiplin anlayışını, eğitimde şiddetin öğrenciler üzerinde bıraktığı izleri ve yoksul çocukların karşı karşıya kaldığı görünmez zorlukları yeniden gündeme taşıdı. Koç’un hafızasında yer eden Kemal Kaya’nın suskun ama onurlu duruşu ise yıllar sonra bile unutulmayan bir haksızlık tanıklığı olarak kaldı.

Haber Kaynağı: Ağrı'nın Haber Merkezi | Ajans04.Net Ağrı Haberleri