02 Nisan 2026, Perşembe
Keşkek mi Halise mi? - Erkan KÖSEDAĞ | Ajans04
Erkan KÖSEDAĞ

Erkan KÖSEDAĞ

📖 9 yazı 👁️ 32,227 toplam okunma

Keşkek mi Halise mi?

Bir bayram sabahı daha geldi. Ağrı’da geceden başlayan hazırlıklar sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Halise kazanlarının başında buluştu.

 Bir bayram sabahı daha geldi. Ağrı’da geceden başlayan hazırlıklar sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Halise kazanlarının başında buluştu. Kimi apartmanda komşusunu davet etti. Kimi köy evinde tüm köyü aynı sofrada topladı. Bu şehrin bayram sabahı, aslında sadece bir yemek değil, bir kültürün yeniden kurulmasıdır.

Abide Mahallesi’nde bu geleneğin en somut örneklerinden biri yaşandı. Mahalle Muhtarı Burhan Yerlikaya, Alim Aktaş ve Hanifi Yerlikaya sabaha kadar iki kazan başında Halise pişirdi. Taziye evinde yaklaşık bin beş yüz kişiye ikram yapıldı. Bu sadece bir yemek organizasyonu değil, Ağrı’nın dayanışma ruhunun sahaya yansımasıdır.

Halise, bu şehirde sadece karın doyurmaz. İnsanları bir araya getirir. Bayramı bayram yapar. Aynı kazanın etrafında toplanan insanlar, aynı duyguyu paylaşır. Bu yüzden Halise, Ağrı’da bir yemek değil, bir gelenektir.

Bugün sıkça sorulan bir soru var. Keşkek mi, Halise mi? Aslında bu iki yemek yapısal olarak birbirine çok benzer. İkisi de buğdaydan yapılır. İkisine de et konur. Üzerine tereyağı gezdirilerek servis edilir. Ancak fark teknikten çok kültürde ortaya çıkar.

Keşkek, daha çok Ege ve İç Anadolu’da düğün yemeğidir. Halise ise Doğu’da, özellikle Ağrı’da bayram sabahının vazgeçilmezidir. Keşkek çoğu zaman püre kıvamındadır. İçindeki eti ayırt etmek zordur. Halise ise daha yoğundur. Buğdayı liflidir. Eti gözle görülür, tadı hissedilir. Özellikle köylerde kemikli kırmızı etle yapılan Halise, bu yönüyle çok daha güçlü bir lezzet sunar.

Peki sadece Ağrı’da mı pişiyor? Elbette hayır. Bu kültür sadece bir şehre sığmaz. Muş’ta, Erzurum’da, Bitlis’te de bayram sabahları aynı kazan kaynar. Aynı buğday, aynı et, aynı emek. Aynı kültürün farklı şehirlerde yaşayan hali.

Bu bayramda dikkat çeken bir başka örnek ise Edirne’de yaşandı. Türkiye’nin diğer ucunda, Edirne’de bayram sabahı Halise ikram edildi. Üstelik bunu yapanlar yine Ağrılı hemşehrilerimizdi. Tandırda saatlerce süren bir emekle hazırlanan Halise, yüzlerce kişiye dağıtıldı. Yaklaşık 10 saat süren pişirme sürecinde kazan başı hiç boş kalmadı. Sürekli karıştırıldı. İçindeki et adeta eriyene kadar pişirildi.

Bugün keşkek UNESCO Kültürel Miras Listesi’nde yer alıyor. Gastronomi alanında tescillenmiş önemli bir değer olarak kabul ediliyor. Halise ise hâlâ resmi bir tescile sahip değil. Oysa aynı kökten gelen bu yemeğin, özellikle Ağrı’daki karşılığı çok daha güçlü ve belirgin.

Halise’nin bayramla özdeşleşmiş olması büyük bir avantaj. Toplu ikram kültürüyle yaşaması ve hâlâ güçlü şekilde devam etmesi de öyle. Bu yüzden Halise artık sadece yapılan bir yemek olmamalı. Tescillenmeli. Marka değeri kazanmalı. Ağrı’nın adıyla birlikte anılmalı.

Bugün Ağrı’da Halise artık sadece bayramda değil, günlük hayatın içinde de yer bulmaya başladı. Dört yolda Hakan Usta’nın işletmesinde her gün Halise çıkıyor. Belediye karşısında bulunan işletmelerde yine günlük Halise hazırlanıyor. Şehirde farklı noktalarda her gün Halise bulmak mümkün.

Üstelik her birinin kıvamı farklı. Lezzeti farklı. Aynı buğday, aynı et kullanılsa da ustanın eli yemeğe karakter katıyor. Bu da Halise’yi sadece bir yemek olmaktan çıkarıyor, yaşayan bir kültüre dönüştürüyor.

Şimdi soruyu yeniden soralım. Keşkek mi, Halise mi?

Cevap aslında çok net.

Ağrı’da bayramın adı Halise’dir.

💬 Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!