Fenerbahçe yeniden seçime gidiyor. Sarı-lacivertli kulüp, 6-7 Haziran 2026 tarihlerinde olağanüstü seçimli genel kurula hazırlanırken, bu seçim artık yalnızca bir başkanlık yarışı olarak görülemez.
Çünkü Fenerbahçe’nin son yıllarda içine düştüğü tablo, sahadaki başarısızlığın çok ötesine geçti. Son lig şampiyonluğunu 2013-2014 sezonunda yaşayan bir kulüpten söz ediyoruz. Aradan geçen 12 yılda Fenerbahçe, her sezon büyük umutlarla yola çıktı, büyük transferler yaptı, büyük sözler duydu ama sezon sonunda yine aynı kırgınlığı yaşadı. Bu kadar büyük bir camianın 12 yıl boyunca şampiyonluktan uzak kalması artık basit bir sportif başarısızlık değil; yönetim, futbol aklı, kurumsal istikrar ve liderlik meselesidir.
Bugün Fenerbahçe’nin en büyük sorunlarından biri de sürekli seçim atmosferiyle yaşaması. Kulüp, enerjisini sahaya vermesi gerekirken kongrelere, aday tartışmalarına, yönetim hesaplarına ve iç çekişmelere harcıyor. Başkan değişiyor, yönetim değişiyor, söylem değişiyor ama sonuç değişmiyor. Fenerbahçe gibi büyük bir markanın sürekli kongrelerle şekillenen, krizden krize savrulan bir yapıya dönüşmesi kabul edilebilir değil. Büyük kulüpler yalnızca bütçeyle değil, istikrarla büyür. Sadece yıldız transfer ederek değil, doğru sistemi kurarak kazanır.
Bu seçimin öne çıkan isimleri arasında Aziz Yıldırım ve Hakan Safi bulunuyor. Aziz Yıldırım, Fenerbahçe tarihinin güçlü ve iz bırakmış başkanlarından biridir. Kulübe tesisleşme, kurumsal güç ve rekabetçi ruh açısından önemli katkılar sundu. Buna saygı duymamak mümkün değil. Ancak bugün Fenerbahçe’nin önünde duran soru geçmişe duyulan saygıdan daha büyüktür. Fenerbahçe geçmişe dönerek mi ayağa kalkacak, yoksa geçmişin tecrübesini de unutmadan daha genç, daha vizyoner ve daha sakin bir akılla mı yol alacak?
Benim bugün üzerinde durmak istediğim isim Hakan Safi. TRT Spor’da kendisini dinlerken farklı bir profil gördüm. Sadece iş insanı kimliğiyle konuşan, “Ben parayı veririm, transferi yaparım” kolaycılığına yaslanan bir aday görüntüsü vermedi. Futbolu izleyen, oyuncuyu analiz eden, takımın neye ihtiyacı olduğunu anlamaya çalışan bir isim olarak konuştu. Oyuncu seçiminde son üç yıllık performansa, sahada kalma süresine, kart istatistiklerine, fiziksel devamlılığa ve oyuncunun karakterine bakacağını söylemesi önemliydi. Çünkü Fenerbahçe’nin yıllardır en büyük problemlerinden biri tam da burada başlıyor: adı büyük, maliyeti yüksek ama sahadaki karşılığı zayıf oyuncular.
Hakan Safi’nin en net mesajlarından biri kaynak meselesi üzerineydi. Fenerbahçe için ne gerekiyorsa o futbolcuyu getireceğini, kaynak sorunu yaşamayacaklarını, önce o futbolcuyu alıp sonra parasına bakacaklarını söyledi. Bu cümle ilk bakışta çok iddialı gelebilir. Fakat Fenerbahçe gibi bir kulüpte bazen iddia da gerekir. Çünkü 12 yıldır şampiyon olamayan bir camianın artık küçük hesaplarla, mazeretlerle, “olmadı, yetişmedi, imkan yoktu” cümleleriyle oyalanacak hali kalmadı. Elbette para harcamak tek başına başarı getirmez. Fenerbahçe bunu zaten yıllardır yaşayarak gördü. Fakat doğru futbol aklıyla birleşen güçlü kaynak, bu kulübün yeniden ayağa kalkması için önemli bir başlangıç olabilir. Safi’nin “Fenerbahçe’nin kaynak problemi yoktur” vurgusu da bu açıdan dikkat çekiyor.
Safi’nin “12. yıl oldu, 13 olmayacak. Bu sene bu işi kökten çözeceğiz” sözü taraftarın ruh halini tam yerinden yakalıyor. Fenerbahçe taraftarı artık sabır sınırının sonuna geldi. Her sezon başında kurulan hayaller, her sezon sonunda aynı hayal kırıklığına dönüştü. Bu yüzden bugün Fenerbahçe’nin ihtiyacı olan şey yeni bir erteleme değil, güçlü bir irade. Safi’nin ilk sezonda şampiyonluk hedefi koyması büyük bir sözdür. Büyük sözlerin Fenerbahçe’de karşılığı ancak sahada alınır. Ama en azından bu sözde belirsizlik değil, hedef var. Taraftar da artık belirsizlik değil, hedef görmek istiyor.
Hakan Safi’nin dikkat çeken bir başka çıkışı da “Fenerbahçe büyüklüğünü unuttu” sözü oldu. Bence bu cümle sert ama doğru yerden sorulmuş bir sorudur. Fenerbahçe yalnızca bir futbol takımı değildir. Türkiye’nin en büyük spor markalarından biridir. Tribünüyle, tarihiyle, formasının ağırlığıyla, milyonlarca taraftarının duygusuyla çok büyük bir camiadır. Fakat son yıllarda içerideki anlamsız kavgalar, yönetimsel dağınıklık, sürekli ertelenen başarı ve bitmeyen polemikler bu markanın ağırlığını zayıflattı. Fenerbahçe, kendi büyüklüğünü yalnızca sözle değil sahadaki oyunuyla, yönetimindeki ciddiyetle, taraftarıyla kurduğu bağla ve rakiplerine verdiği güçlü mesajla yeniden hatırlatmak zorunda.
Ben Fenerbahçeliyim. Zaman zaman çok fanatik bir Fenerbahçeliyim. O yüzden bu meseleye soğuk bir yorumcu gibi bakamıyorum. Fenerbahçe kaybettiğinde yalnızca üç puan kaybetmiyor; taraftarın haftası, morali ve inancı da gidiyor. Bu kulübün artık kaybedecek bir günü bile yok. Hakan Safi’nin “Fenerbahçe’nin kaybedecek bir dakikası yok” yaklaşımı bu yüzden bana samimi geliyor. Çünkü bu cümle, tribünün içindeki aceleyi, öfkeyi ve umudu aynı anda taşıyor.
Ali Koç döneminde ise bana göre en büyük kırılmalardan biri saha sonuçlarının yanında yönetim tarzında yaşandı. Fenerbahçe başkanı elbette güçlü olabilir, zengin olabilir, büyük çevrelere sahip olabilir. Ama önce mütevazı olmalıdır. Trabzonspor-Fenerbahçe maçında Ali Koç’la kısa da olsa sohbet etme imkanım olmuştu. O gün de içimden geçen şuydu: Sen Koç Şirketler Grubu’nu değil, Fenerbahçe’yi temsil ediyorsun. Fenerbahçe başkanı tribünün duygusunu anlamalıdır. Taraftarla arasına mesafe koymamalıdır. Kibir, Fenerbahçe’nin ruhuna yakışmaz.
Fenerbahçe’nin bugün ihtiyacı olan şey çok açık: güçlü kaynak, doğru futbol aklı, kavgasız yönetim, mütevazı başkanlık ve ilk günden şampiyonluk hedefi. Hakan Safi’nin konuşmaları bu başlıkların tamamına temas ediyor. Elbette konuşmak başka, yapmak başkadır. Fenerbahçe bugüne kadar çok büyük sözler duydu. Çok büyük vaatler dinledi. Ama bugün Safi’yi dinledikten sonra bende oluşan kanaat şu oldu: Dediklerini yapabilirse Fenerbahçe için doğru bir hamle olabilir.
Çünkü Fenerbahçe artık markasını yeniden hatırlamak zorunda.
Büyüklüğünü yeniden sahaya yansıtmak zorunda.
Taraftarını yeniden inandırmak zorunda.
Ve en önemlisi; Fenerbahçe’nin artık bekleyecek bir günü bile kalmadı.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!