Her yeni vali atamasında şehirde bazı şeyler değişir. Üslup değişir, öncelikler değişir, kurumlar arası iletişim değişir. Ama ne yazık ki Ağrı’da değişmeyen bir şey var.
Yeni atanan valinin gözüne girmek için sıraya giren “yalaka gazeteciler”.
Evet, kelime ağır ama maalesef gerçek.
Hangi vali gelirse gelsin, valiler farklı olsa da değişmeyen bir refleks var: Makamın etrafında dönmeye başlayan, gazetecilik kisvesi altında yıllardır bu şehrin enerjisini tüketen bir yapı.
Resmi sarı basın kartı olmayan, gazetecilik adına sigorta kaydı bulunmayan, vergi mükellefiyeti dahi tartışmalı olan; ama kendini “basın” diye tanıtan kişiler… Amaç ne?
Yeni atanan başta vali olmak üzere bürokratların gözüne girip bir şekilde pay kapmak.
Halkın bir dönem taktığı bir isim vardı onlara:
“50 TL’ye haber yapanlar.”
(Eskiden böyle denirdi.)
Elbette burada gerçek gazetecileri tenzih etmek gerekir. Onlar yaz-kış demeden sahada olan, kar çamur dinlemeden haber peşinde koşan, tek hedefi doğru, dürüst ve tarafsız habercilik olan insanlardır. Gazeteciliği bir çıkar kapısı değil, bir kamu görevi olarak görürler.
Gelelim bugüne…
Malumunuz, Ağrı’ya atanan Sayın Vali Önder Bozkurt göreve başlar başlamaz basın mensuplarıyla tanışma toplantısı gerçekleştirdi. Gayet doğal ve olması gereken bir adım. Ancak bu toplantının hemen ardından, o “yalaka” diye tabir edilen çevreler harekete geçti.
Hiçbir özgünlüğü olmayan, çoğu zaman kopyala-yapıştır yöntemini kullanan internet sitelerinde peşi sıra methiyeler, abartılı övgüler, içeriksiz yazılar yayımlandı.
Peki amaç neydi?
Amaç çok net:
“Kendimizi öne çıkaralım, gerçek gazetecilerin önüne geçelim, yarın kurum kapılarında iş isterken ‘biz basınız’ diyelim.”
Oysa gazetecilik makam kapılarında konum almak değil, kamu ile yönetim arasında köprü olmaktır. Gazeteci; haberi eğip bükmeden, abartmadan, çıkar beklentisi olmadan aktaran kişidir. Objektif, tarafsız ve yargısız bir aracı olmak zorundadır.
Gazeteci; öven değil, gerektiğinde soran olmalıdır.
Yakın duran değil, mesafesini koruyan olmalıdır.
Pay isteyen değil, kamu adına hesap soran olmalıdır.
Bir şehirde basın güçlüyse demokrasi güçlenir.
Ama basın, makamların gölgesinde konumlanırsa şehir zayıflar.
Ağrı’nın gerçek gazetecileri var. Bu mesleği onuruyla yapan, emeğiyle ayakta duran insanlar var. Onların sesi, üç beş çıkarcı tarafından bastırılmamalı.
Yeni vali gelir, görev süresi biter, başka vali gelir.
Ama gazetecilik ya onurlu kalır…
Ya da sadece tabeladan ibaret olur.
Tercih, kalemi tutanların.





Yorumlar
13 yorumTano ilacını kullan tano....
Ağrıdaki gazetecileri köşe yazarlarini sosyal medya fenomenlerini komple timarhaneye atmak gerekiyor
Ağrı'da aklı başında bir gazeteci yoktur. Kendilerini tasiyamiyorlar.
Sen git TRTden 100 bin lira maaş alanlara tarafsiz olun de. Senin aklın başında mi? Ola cunni bunun kafasına neyle vurmuşlar???
Hele buna diyor ki babanızın hayrına haber yapın evinize ekmek götürmeyin bu şahıs gazetecilik nedir bilmiyor daha
Ağrıdaki gazetecilerin geliri nedirki okadar emek veriyoruz kim istemez sigortası olsun vergi versin kazandığımız para evi gecindirmeye yetmiyor başka bir işimizde yok bence ahlaksızlık bu kadar imkansızlık içerisinde haber yapmaya çalışan basın emekcilerini asagilamaktir senin gibilerin köşe yazısıni yayinlayanlar utansin
Piar yapabilirsiniz bu hakkınız ama omurgalı olmak kaydıyla
Başkasının reklamını yapmak için bile önce birbirimizi yiyoruz. Bu şehir bunun için biryerlere gelemez.
Gazetecilerin evlerine ekmek götürmek için reklam veya tanıtım yapmaları ahlaksızlık mıdır? Elinizi vicdanınıza koyun önce sonra onları eleştirin
Meczubun dediği gibi aç ayı oynamaz. Bırçina ısa dıkın!!!
Bu işin piri bademyağıdır....
Onlar gazeteci değil kemikçidir. Gazetecilerin devlet büyüklerinin yapmış olduğu güzel işleri haber yapmaları görevleridir. Ancak durduk yere adam parlatmaya çalışmaları ahlaksızlıktır. Gazeteci reklam yapar mı? Siyasetçi yada bürokratlarin reklamını yapar mı? Yapar. Onun da bir etiği var.
Badem yağı hep aynı şeyi yapıyor. Sonrada bir rant elde edemeyince sesini kesiyor. İşi gücü milleti parlatmak yada sosyal medyada vs. kendini saklayarak milleti karalamak.