0 Yorum
Erkan KÖSEDAĞ
Köşe Yazarı

Erkan KÖSEDAĞ

Ajans04 Köşe Yazarı
📖 12 yazı👁 54.802
Köşe Yazısı

Yeni Kütüphanede Ağrılı Yazarlara Ayrı Bir Yer Verilmeli

Ağrı’da yeni kütüphane ilk gündeme geldiğinde benim de bu yapıya dair iki önemli hayalim vardı.

Ağrı’da yeni kütüphane ilk gündeme geldiğinde benim de bu yapıya dair iki önemli hayalim vardı.

Bunlardan biri, gençlerin yeni teknolojilerle tanışabileceği bir Metaverse odası oluşturulmasıydı. Diğeri ise benim için belki de daha anlamlıydı:

Ağrılı yazarlara ait özel bir köşe, hatta mümkünse başlı başına bir bölüm.

Çünkü bu şehirde eli kalem tutan, kitap yazan, şiir söyleyen, araştırma yapan, Ağrı’nın tarihini, kültürünü, insanını, acısını, sevincini, dağını, köyünü ve hafızasını yazıya aktaran kim varsa aynı çatı altında görünür olmalı.

Burada ayrım yapılmamalı.

Dünya görüşüne göre değil.

Siyasi düşüncesine göre değil.

Edebî anlayışına göre değil.

Kimin hangi çevrede olduğuna göre hiç değil.

Bu şehir için yazmışsa, ortaya bir eser koymuşsa ve Ağrı’nın kültürel hafızasına bir iz bırakmışsa o isim Ağrı’nın ortak değeridir.

Yıllara yayılan edebî üretime baktığımızda da görüyoruz ki Ağrı’nın hiç de küçümsenemeyecek bir yazar, şair ve araştırmacı birikimi var.

Roman yazan var.

Şiir yazan var.

Hikâye anlatan var.

Şehrin folklorunu kayda geçiren var.

Ağrı’nın tarihini kitaplaştıran var.

Akademik çalışmalarıyla bu şehrin hafızasını geleceğe taşıyan var.

Ve sevindirici olan şu ki yeni kuşak da yazmaya devam ediyor.


HER ŞEYİN BAŞINDA AHMED-İ HÂNÎ VAR

Böyle bir bölüm kurulacaksa merkeze konulacak isim konusunda bana göre hiçbir tereddüt olmamalı:

Ahmed-i Hânî.

Bu coğrafyanın yüzyılları aşan en büyük kalemlerinden biri olan Ahmed-i Hânî yalnızca bir şair değildir. O; dili, düşünceyi, eğitimi, aşkı, ahlakı ve toplumsal meseleleri aynı potada buluşturan büyük bir mütefekkirdir.

Mem û Zîn başta olmak üzere bıraktığı eserler, onun yalnız yaşadığı dönemi değil, yüzyıllar sonrasını da etkileyen büyük bir fikir ve edebiyat mirası oluşturdu.

Bugünün Ağrılı yazarlarının farklı dünya görüşleri olabilir.

Farklı dillerde yazabilirler.

Farklı edebiyat anlayışlarına sahip olabilirler.

Ama hepsinin ortaklaşabileceği en büyük kültür çatılarından biri Ahmed-i Hânî’dir.

Bu nedenle yeni kütüphanede oluşturulacak Ağrılı Yazarlar Bölümü’nün merkezinde Ahmed-i Hânî’nin eserleri ve düşünce mirası bulunmalı.

Diğer kalemler de bu büyük kültürel mirasın etrafında buluşmalı.


ÖMER POLAT’TAN BUGÜNÜN GENÇ KALEMLERİNE

Ağrı edebiyatının önemli isimlerinden biri Ömer Polat.

Tutak doğumlu Polat, roman ve tiyatro alanında önemli eserler verdi. Mahmudo ile Hazel, Sarıgöl ve Dilan gibi eserleriyle bu coğrafyanın insanını, hayatını ve toplumsal gerçekliğini edebiyatın güçlü diliyle anlattı. Dilan ile Madaralı Roman Ödülü’nü, Aladağlı Miho ile İsmet Küntay Ödülü’nü kazanması, onun Ağrı’dan çıkıp Türk edebiyatında karşılık bulan güçlü kalemlerden biri olduğunu gösteriyor.

Sadettin Kaplan, Patnos’un yetiştirdiği önemli yazarlardan biri. Şiir, hikâye, roman ve çocuk edebiyatında eserler vererek farklı türlerde üretim yapan kalemlerden oldu.

İbrahim Altun, Değirmen ve Ağrı Dağı Masalları gibi eserleriyle Anadolu’nun anlatı geleneğini, köy hayatını ve masal dünyasını yeni kuşaklara taşıyan eğitimci-yazarlardan biri.

Doğubayazıtlı Fatih Yıldız, Şeva adlı eseriyle Ağrı Dağı çevresinin insanını ve yöresel unsurlarını çağdaş bir anlatıyla buluşturdu.

Hüseyin Arslan, gazetecilikte kazandığı gözlem gücünü romana da taşıdı. Doğunun Kızı eserinde çocuk yaşta evlilikleri, yoksulluğu, gelenek baskısını ve bir genç kızın yaşam mücadelesini edebiyatın diliyle anlattı.

İstanbul’da yaşayan Ağrılı yazarlardan Erol Yalçın ise roman alanındaki üretkenliğiyle dikkat çekiyor. Ölmeden Önce Ölmeye Çalışan Gangster, Daka, Gangaster Daş, Benlik Avcıları ve Kızıl Şato Kumarbazları gibi eserlerinde insan psikolojisi, suç, kimlik, hayat ve insanın kendi iç dünyasıyla hesaplaşması öne çıkıyor.

Her biri farklı bir tarzı temsil ediyor ama hepsi aynı büyük kültürel haritanın parçaları.


HALİL YILMAZ: ELEŞKİRT’TEN UZUN SOLUKLU BİR EDEBİYAT YOLCULUĞU

Halil Yılmaz, Ağrı’nın üretken kalemlerinden biri.

1973 Eleşkirt doğumlu Yılmaz; şiirden romana, hikâyeden tiyatroya kadar geniş bir alanda eserler verdi.

Genç Şairler Antolojisi, Kentimiz Evimizdir, Ilgım Sevgili, Vah Başıma Gelenler, Kahramanı Olmayan Şehir – Maskeli Kukla, Yüreğimin Son Parçası, Mecnun Hırkalı, Hicivistan – Kart Horuz, Bir Delinin Hayali – Ateşe Koşan Kelebek, Olur ya Bir Gün Unutursun, Ilık Bir Esinti, Mühürlü Hançer ve Karanlık Ovaya Doğru onun uzun yıllara yayılan edebî üretiminin eserleri arasında.

Halil Yılmaz yalnızca kendi kitaplarını yazan bir isim değil, Ağrı’daki kültür ve sanat çevrelerinin oluşmasına katkı sunan, şehrin edebiyat hayatında emek veren bir kültür insanı olarak da değerlendirilmeli.

Bir şehir açısından böyle kalemler önemlidir.

Çünkü onlar sadece kitap bırakmazlar.

Bir edebiyat çevresi de bırakırlar.


KEREM ENGİN: İNSANI KENDİSİYLE YÜZLEŞTİREN BİR KALEM

Ağrı’nın güncel düşünce ve edebiyat dünyasında Kerem Engin de önemli bir yere sahip.

Ey Emaneti Yüklenen İnsan, İnsan Hurdalığı – Kendini Bulmaktan Haddini Bilmeye, Dağıldın Kendinle Yüzleş, Akleden Kalbin Çağrısı ve Direniş Mektebi Gazze onun eserleri arasında.

Bu kitapların isimleri bile Kerem Engin’in yazı dünyasının temel eksenini ortaya koyuyor.

İnsan…

Sorumluluk…

Ahlak…

İnanç…

Toplumsal meseleler…

Kendisiyle yüzleşme…

Ve vicdan.

Özellikle Direniş Mektebi Gazze, güncel bir insanlık meselesini düşünce ve vicdan ekseninde ele alan çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor.

Kerem Engin’in eserleri, Ağrı’dan yalnızca memleket hikâyeleri değil; dünyaya, insana ve insanlığın ortak sorunlarına bakan düşünce kitaplarının da çıkabileceğini gösteriyor.


EBU MUHSİN BULUT: ŞİİRDEN DENEMEYE UZANAN BİR HAFIZA

Ebu Muhsin Bulut da Ağrı’nın üretken kalemlerinden biri.

Adı Umut, Alnında Yıldızlar Taşıyan Adam, Ay Işığında Notlar, Biz Devrimi Çok Sevmiştik ve Kayıp İnsanlar onun eserleri arasında.

Bulut’un eserlerinde şiir, deneme, toplumsal hafıza ve insanın iç dünyası iç içe ilerliyor.

Bazı kitaplar bize yalnızca bir hikâyeyi anlatmaz.

Yazıldıkları dönemin ruhunu da taşırlar.

Ebu Muhsin Bulut’un kitapları da bu yönüyle Ağrı’nın edebî hafızasında özel bir yere sahip.


İSMAİL BALAT: PATNOS’TAN TÜRKİYE’YE UZANAN BİR KALEM

İsmail Balat, Patnos’un üretken yazarlarından.

TURANA Nağmeler, Topunuza Kırkımız, Başlayalım mı? ve Bir Dil 81 İl Anadolu eserleri arasında.

Özellikle Bir Dil 81 İl Anadolu, Türkiye’nin bütün illerine uzanan farklı bir edebî çalışma olarak dikkat çekiyor.

Balat’ın kitabını 81 ilin kütüphanelerine ulaştırmaya çalışması da önemli.

Bir yazarın görevi yalnızca kitabı yazıp rafa bırakmak değildir.

Bazen o kitabın okuyucuya ulaşması için de mücadele etmek gerekir.

İsmail Balat’ın eserlerini Devlet Bahçeli’ye takdim etmesi de Ağrı’dan çıkan kitapların ülkenin farklı çevrelerine ulaştırılması açısından anlamlı bir örnek oldu.


BARIŞ ÖZMEN: AĞRI’NIN HALK ŞİİRİ GELENEĞİNİ SÜRDÜREN İSİMLERDEN

Barış Özmen, son dönemde Ağrı’nın şiir dünyasında dikkat çeken isimlerden.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Halk Şairi olarak tescillenen Özmen, Kar Yağınca Gel adlı şiir kitabıyla halk şiiri geleneğini bugünün diliyle sürdüren kalemler arasında yer alıyor.

Kitabın adı bile Ağrı’yı bilenler için çok şey anlatıyor:

Kar…

Soğuk…

Hasret…

Bekleyiş…

Memleket…

Ve insanın içine işleyen o uzun kış duygusu.

Barış Özmen’in şiirlerinde Anadolu insanının duygusu, memleket sevgisi ve yaşanmışlık öne çıkıyor.

Böylece Ağrı’nın halk şiiri geleneğinin yalnızca geçmişte kalmadığını, bugün de yaşamaya devam ettiğini görüyoruz.


AHMET GENÇ: GAZETECİLİĞİN KADRAJ DIŞINDA KALAN HAFIZASI

Ahmet Genç, gazeteciliğinin yanında kitap dünyasına da katkı sunan Ağrılı kalemlerden biri.

Kadrajın Öte Yüzü, gazeteciliğin yalnızca kameraya veya habere yansıyan kısmını değil, o haberlerin arkasında kalan insan hikâyelerini, yaşanmışlıkları ve mesleki tecrübeleri kayıt altına alan bir eser.

Gazete haberi çoğu zaman günü anlatır.

Kitap ise o günlerin hafızasını geleceğe taşır.

Yerel gazetecilerin kendi mesleki birikimlerini kitaplaştırması bu nedenle son derece kıymetlidir.


VEYSEL ÇAĞLAR: İNSANIN KENDİSİYLE KONUŞMASI

Veysel Çağlar’ın Kendim Kendine Gel, Sözlerle Terapi, Düşünsenize Düşünemediğinizi, Niyete Hicret ve İnsan Büyük Meseledir adlı eserleri bulunuyor.

Kitaplarının isimlerine baktığımızda bile ortak bir çizgi görülüyor:

İnsan.

Düşünmek.

Kendini tanımak.

Hayatı sorgulamak.

İç dünyayla yüzleşmek.

Bu da Ağrı’nın yazarlık haritasının yalnızca roman, şiir veya şehir tarihinden ibaret olmadığını gösteriyor.


YAŞAR KAYA: DİYADİN’DEN GELEN DUYGU

Yaşar Kaya, Diyadin’den çıkan edebiyat kalemlerinden.

İki Gözüm ve Kaderin Kızı onun yayımlanmış eserleri arasında.

Sevgi, hasret ve insanın iç dünyasına dokunan çalışmalarıyla Ağrı’nın ilçelerinden çıkan edebî üretimin güzel örneklerinden birini oluşturuyor.

Bu isimler özellikle önemli.

Çünkü Ağrı’nın kültür hayatının yalnızca şehir merkezinden ibaret olmadığını gösteriyorlar.


AĞRI’YI KİTAPLAŞTIRANLAR

Bazı yazarların yaptığı iş doğrudan şehrin hafızasını korumaktır.

İsmet Alpaslan bu alanda özel bir yere sahip.

Ağrılı Şair ve Yazarlar kitabı tek başına bile bugün bizim konuştuğumuz Ağrı edebiyat arşivinin yıllar önce düşünülmüş hâlidir.

Ağrı’nın efsaneleri, şiirleri, tarihî ve kültürel değerleri üzerine hazırladığı çalışmalar büyük bir şehir arşivi oluşturdu.

Aydın Kasar, Ağrı türkülerinin, halk oyunlarının ve folklorik değerlerinin kayıt altına alınmasında önemli emek verdi.

Abdullah Karaduman, Doğubayazıt kitabıyla ilçenin tarihini, insanını ve hafızasını sayfalara taşıdı.

Nihat Gültekin, Doğubayazıt, Ahmed-i Hânî, sözlü tarih ve kültür üzerine hazırladığı çok sayıdaki eserle ilçenin kültür hafızasının korunmasına büyük katkı sundu.

İşte bu tür kitapların değeri yıllar geçtikçe daha iyi anlaşılır.

Çünkü bugün sıradan gördüğümüz bir bilgi, elli yıl sonra Ağrı tarihini yazacak bir araştırmacı için paha biçilemez bir belge olabilir.


ZEKİ TAŞTAN VE AĞRI’NIN AKADEMİK HAFIZASI

Ağrı’nın kitap dünyasını yalnızca şiir, roman ve hikâyeyle sınırlamak doğru olmaz.

Prof. Dr. Zeki Taştan, Türk dili ve edebiyatı, tarihî roman, göç, edebiyat araştırmaları ve Ağrı üzerine yaptığı çalışmalarla bu şehrin akademik hafızasına önemli katkılar sundu.

Özellikle Ağrı/Akademik Makaleler çalışmaları çok değerlidir.

Çünkü burada yalnızca bir akademisyenin kendi araştırmaları değil, Ağrı üzerine üretilen farklı bilimsel çalışmalar da aynı çatı altında toplanmıştır.

Bu, gelecekte Ağrı üzerine araştırma yapacak akademisyenler ve öğrenciler açısından doğrudan bir kaynak oluşturur.

Prof. Dr. Akif Arslan da dil, edebiyat, halk anlatıları ve Ağrı kültürü üzerine yaptığı çalışmalarla akademisyen-yazar kimliğiyle bu büyük hafızanın içinde yer alıyor.

Bilimsel kitap da şehir hafızasının bir parçasıdır.


BENİM DE BU ŞEHRE BIRAKMAYA ÇALIŞTIĞIM KİTAPLAR VAR

Bu yazıyı kaleme alan Erkan Kösedağ olarak benim de bugüne kadar yayımlanmış altı kitabım bulunuyor.

Her biri farklı bir alana dokunuyor ama aslında hepsinin bir yerinde Ağrı var.

Nuh’un Gemisi – Asrın Keşfi, Ağrı Dağı’nın yüzyıllardır insanlığın merak ettiği büyük sırrını tarih, araştırma ve anlatı üzerinden ele aldı.

Seçim Kazanma Stratejileri, siyasetin saha tarafını, seçmenle iletişimi, kampanya yönetimini ve seçim kazanmanın yalnızca sloganlarla değil planlama ve doğru stratejiyle mümkün olduğunu anlatmaya çalıştı.

Asırları Aydınlatan Güneş Ahmed-i Hani, bu coğrafyanın yetiştirdiği en büyük düşünce insanlarından Ahmed-i Hânî’yi bugünün okuyucusuyla yeniden buluşturma gayretiydi.

Ağrı Dağı 5137, Ağrı Dağı’nı yalnızca coğrafi bir zirve olarak değil; insanın korkusunu, hırsını, yalnızlığını, aşkını ve ölüm karşısındaki çaresizliğini anlatan bir roman dünyasına dönüştürdü. Eser daha sonra İngilizce olarak Mount Ararat 5137 adıyla da yayımlandı.

İshak Paşa, Doğubayazıt’ın taşlarına sinmiş tarihi, sarayın hikâyesini ve geçmişin ruhunu edebiyatın diliyle bugüne taşıma çabası oldu.

Ve Ağrı’nın Yüzü…

Benim için bu kitapların içerisinde ayrı bir yere sahip.

Çünkü Ağrı’nın Yüzü sadece biyografilerden oluşan bir kitap değildir.

Bu şehri insanları üzerinden anlatma çabasıdır.

Bir şehrin gerçek tarihi yalnızca resmî belgelerde bulunmaz.

Bir öğretmenin hayatında da vardır.

Bir esnafın emeğinde de…

Bir sporcunun mücadelesinde…

Bir gazetecinin arşivinde…

Bir sanatçının eserinde…

Bir kanaat önderinin hatırasında…

Ağrı’nın Yüzü, işte bu insanların izlerini gelecek kuşaklara bırakmaya çalıştı.

Şimdilerde ise iki yeni kitabım daha bu yolculuğa eklenmek üzere.

Her iki kitabın da yazımı tamamlandı. Artık yayın sırasını bekliyorlar.

Ağrı’ya dair söylenecek söz hâlâ çok.

Kalemim yettiğince bu şehrin hikâyesini yazmaya devam edeceğim.


DAHA KİMLER VAR?

Liste bütün bunlarla da bitmiyor.

Cezmi Yaşar Öztürk, yıllara yayılan şiir kitaplarıyla…

Emrah Altınok, çağdaş şiirde aldığı ödüller ve eserleriyle…

Nuri Taner, şiirinin yanında folklor araştırmalarıyla…

Mustafa Taner, şiir, mizah ve sanat çalışmalarıyla…

Bedirhan Boran, Bir Avuç Masumiyet ile…

Murat Alan, Asya’nın Düşleri ile…

Mehmet Sabri Kılıç, Ya Sen Olmasaydın ile…

Perihan Gürbüz, Yüreklerimizin Sesi ile…

Ali Yılmaz, Cemil Meriç’te Tarih ve Toplum ile…

Handan Altın, öyküleri ve Beş Duvar Bir Oda ile…

Yılmaz Erdoğan, Eleşkirt’ten taşıdığı anlatıları ve Zorbegalılar Kösedağ’ın Sırrı ile…

Yasin Burak Kaya, Deravsa ile genç yaşta şiir dünyasına attığı adımla…

Hatice Kaya, çok genç yaşta yayımladığı Yeniden Doğuş-1 ile…

Ahmet Adıgüzel, edebî çalışmalarıyla…

Gürgün Karaman, düşünce ve felsefe alanındaki eserleriyle…

Zafer Çarboğa, edebî üretimiyle…

Ağrı’nın kalem haritasındaki yerlerini alıyorlar.

Bunların her biri ayrı bir hikâye.

Kimisi yıllardır yazıyor.

Kimisi ilk kitabını yeni çıkardı.

Kimisi Ağrı’da yaşıyor.

Kimisi İstanbul’da.

Kimisi İzmir’de.

Kimisi Bursa’da, Ankara’da, Van’da veya Türkiye’nin başka bir şehrinde.

Ama ortak noktaları aynı:

Ağrılı olarak geride yazılı bir iz bırakmak.


YENİ KÜTÜPHANEDE MUTLAKA AĞRILI YAZARLAR BÖLÜMÜ OLMALI

İşte bütün bu isimleri yan yana getirdiğimizde, yeni kütüphane için kurduğumuz hayalin neden önemli olduğu daha açık biçimde ortaya çıkıyor.

Yeni kütüphanede mutlaka özel bir Ağrılı Yazarlar Bölümü oluşturulmalı.

Merkezinde Ahmed-i Hânî bulunmalı.

Etrafında Ağrılı yazarların kitapları yer almalı.

Her yazarın kısa biyografisi olmalı.

Hangi ilçeden olduğu belirtilmeli.

Kitapları gösterilmeli.

Varsa aldığı ödüller anlatılmalı.

Yeni yayımlanan eserler düzenli olarak bu bölüme eklenmeli.

Bir çocuk Patnos rafına baktığında İsmail Balat’ı, Sadettin Kaplan’ı, Yasin Burak Kaya’yı görebilmeli.

Eleşkirt’e baktığında Halil Yılmaz’ı ve Yılmaz Erdoğan’ı…

Diyadin’e baktığında Yaşar Kaya’yı…

Doğubayazıt’a baktığında Ahmed-i Hânî’nin büyük mirasının yanı sıra o ilçeden çıkan diğer kalemleri…

Ağrı merkeze baktığında onlarca yazarı aynı yerde bulabilmeli.

Ve burada hiçbir ayrım yapılmamalı.

Bu şehir için yazmışsa, kitap yayımlamışsa, Ağrı’nın hafızasına katkı sunmuşsa o kitap orada olmalı.

Çünkü kütüphane siyasi aidiyetlerin değil;

hafızanın evidir.


METAVERSE ODASI GELECEĞİ, AĞRILI YAZARLAR BÖLÜMÜ HAFIZAMIZI ANLATSIN

Yeni kütüphane ilk gündeme geldiğinde kurduğum hayalin özü aslında buydu.

Bir tarafta Metaverse odası olsun.

Gençler teknolojiyle, yapay zekâyla, sanal dünyayla ve geleceğin araçlarıyla tanışsın.

Diğer tarafta Ağrılı Yazarlar Bölümü olsun.

Gençler dönüp:

“Bizden önce kimler yazmış?”

diye sorabilsin.

Bir taraf geleceğimizi anlatsın.

Bir taraf nereden geldiğimizi.

Gerçek bir şehir kütüphanesi biraz da böyle olmalı.

Sadece kitapların saklandığı bir bina değil;

şehrin geçmişiyle geleceğinin aynı çatı altında buluştuğu yer.


BİR İSMİ, BİR KİTABI UNUTTUYSAM AFFOLA

Bu yazıyı özellikle bu cümleyle bitirmek istiyorum.

Ağrı’nın yazarlarını, şairlerini, araştırmacılarını düşündükçe liste uzuyor.

Bir isim başka bir ismi hatırlatıyor.

Bir kitap başka bir kitabın kapısını açıyor.

Ve biliyorum ki ne kadar uğraşırsam uğraşayım bu yazı yine eksik kalacaktır.

Belki İstanbul’da yaşayan bir Ağrılı yıllar önce roman yayımladı ve ben hatırlayamadım.

Belki İzmir’de bir öğretmen iki şiir kitabı çıkardı.

Belki Patnos’ta, Diyadin’de, Doğubayazıt’ta, Tutak’ta, Hamur’da, Taşlıçay’da veya Eleşkirt’te bir genç ilk kitabını çoktan yayımladı.

Belki ismini yazdığım bir yazarın başka bir eserini atladım.

O nedenle;

ismini unuttuğum yazarlardan, kitabını eksik yazdığım kalemlerden ve bu yazıya yetiştiremediğim bütün Ağrılı yazarlardan affola.

Bu zaten tamamlanmış bir liste değil.

Bir başlangıç.

Asıl listeyi yeni kütüphanede birlikte tamamlayalım.

Çünkü Ağrı’nın yazarları var.

Ağrı’nın kitapları var.

Ağrı’nın anlatacak çok hikâyesi var.

Şimdi bize düşen, o kalemlerin hiçbirini unutmamak.

Son Köşe Yazıları

Tümü

Yorumlar

0 yorum

Gönderilen yorumlar uygun görüldüğünde yayımlanır; onaylanmayanlar sitede görünmez.

Henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın!

Erkan KÖSEDAĞ'ın Diğer Yazıları