Gerçekten takdir edilecek bir çalışma.
Ama bu haberi okuyunca Ağrı adına bir hakkı da teslim etmek gerekiyor.
Çünkü Ağrı’da yıllar önce çok daha ileri bir modelin temeli atıldı.
Vatandaşı KETEM’e taşımak yerine, kanser tarama hizmetini doğrudan vatandaşın ayağına götüren Gezici Kanser Tarama Aracı hizmete kazandırıldı.
Bence Ağrı’nın sağlık alanında çok fazla konuşulmayan ama gerçekten örnek gösterilebilecek işlerinden biri tam olarak budur.
İBRAHİM ÇEÇEN VAKFI’NA TEŞEKKÜR ETMEK GEREKİYOR
Bu projenin ortaya çıkmasında İbrahim Çeçen Vakfı’nın önemli katkısı var.
Gezici Kanser Tarama Aracı; İbrahim Çeçen Vakfı’nın öncülüğünde, SERKA ve sağlık teşkilatının iş birliğiyle Ağrı’ya kazandırıldı.
Bu araç sıradan bir sağlık minibüsü değil.
Mamografi çekilebiliyor.
Rahim ağzı kanseri taraması yapılabiliyor.
Kolorektal kanser taramalarına katkı sağlanabiliyor.
Sağlık personeliyle birlikte kırsal bölgelere ulaşarak özellikle tarama hizmetlerine erişmekte zorlanan vatandaşlara doğrudan hizmet götürülebiliyor.
Ağrı gibi geniş coğrafyaya sahip, köyleri birbirinden uzak ve kış şartları ağır bir ilde bunun ne kadar önemli olduğunu ayrıca anlatmaya gerek yok.
Bir kadın yalnızca mamografi için Ağrı merkeze gelmek zorunda kalmıyorsa, bunun sosyal karşılığı çok büyüktür.
İşte bu nedenle İbrahim Çeçen Vakfı’na teşekkür etmek gerekiyor.
Çünkü yapılan yatırımın karşılığı yalnızca bir araç değildir.
Erken teşhis edilen her vaka, belki kurtarılan bir hayat demektir.
HER DÖNEM AYNI YOĞUNLUKTA KULLANILMADI
Ancak burada eleştiri yapılması gereken bir taraf da var.
Bu araç Ağrı’ya kazandırıldıktan sonra her dönem aynı yoğunlukta kullanılmadı.
Doç. Dr. Esra Beşer döneminde de araç sahaya çıktı, taramalar gerçekleştirildi. Ancak bana göre aracın sahip olduğu kapasiteye göre yeterince yoğun ve sürekli kullanılmadı.
Böyle bir aracın asıl değeri garajda veya belirli dönemlerde yapılan sınırlı programlarda değil, sürekli sahada olmasıdır.
Çünkü kanser taraması bir kampanya işi değildir.
Süreklilik ister.
Köy köy plan ister.
İlçe ilçe takvim ister.
Risk grubundaki vatandaşın peşinden gitmeyi gerektirir.
Bir araç yılda birkaç kez sahaya çıkıyorsa başka, düzenli şekilde bütün ilçeleri dolaşıyorsa başka sonuç üretir.
Bu nedenle başarıyı aracın varlığıyla değil, ne kadar kullanıldığıyla ölçmek gerekir.
MEHMET ACU DÖNEMİNDE YENİDEN İVME KAZANDI
İl Sağlık Müdürü Mehmet Acu döneminde ise Gezici Kanser Tarama Aracı yeniden daha görünür hale geldi.
Araçla ilgili saha programları arttı.
Merkez ve ilçelerde taramalar gerçekleştirildi.
Kırsal bölgelerde vatandaşların ayağına gidildi.
Mehmet Acu’nun da aracı ve yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekmesi, bu hizmetin yeniden sağlık gündeminde üst sıralara çıkmasını sağladı.
Aracın Doğubayazıt’tan Tutak’a, Hamur’dan Taşlıçay’a, Diyadin’den Eleşkirt’e kadar farklı bölgelerde kullanılmaya başlanması önemli.
İshak Paşa Sarayı çevresine kadar götürülerek tarama hizmeti sunulması da aslında modelin ne kadar esnek kullanılabileceğini gösteriyor.
Temmuz ayında gezici kanser tarama ekibinde görev yapan personele plaket ve teşekkür belgesi verilmesi de bana göre doğru bir yaklaşım.
Çünkü bu sistem yalnızca araçla yürümüyor.
Aracın içinde görev yapan doktor, ebe, hemşire, teknisyen ve sahada organizasyonu yapan personelin emeği var.
BAYBURT GÜZEL BİR İŞ YAPIYOR AMA AĞRI MODELİ DAHA İLERİ
Bayburt’taki uygulamada vatandaş köyden alınıyor ve KETEM’e götürülüyor.
Bu çok kıymetli.
Ama Ağrı’daki modelin bir avantajı daha var:
Vatandaşı taşımak yerine cihazı taşıyoruz.
Bence bu, kırsal sağlık hizmetlerinde bir üst aşamadır.
Çünkü yaşlı vatandaş için yolculuk zor.
Kadınların bazıları ulaşım nedeniyle taramaya gitmiyor.
Köyden merkeze gelmenin maliyeti var.
Randevu, araç, refakatçi, zaman gibi birçok sorun ortaya çıkıyor.
Gezici araç bunların önemli bölümünü ortadan kaldırıyor.
Sağlık hizmeti vatandaşa “gel” demiyor.
“Ben sana geliyorum” diyor.
Sosyal devlet anlayışı da tam olarak budur.
ŞİMDİ BU ARACI DAHA DA GÜÇLENDİRMEK GEREKİYOR
Bence bundan sonraki aşamada Gezici Kanser Tarama Aracı için yıllık açık bir saha programı hazırlanmalı.
Her ilçeye kaç kez gidilecek?
Kaç köy taranacak?
Kaç vatandaşa ulaşılacak?
Kaç mamografi çekilecek?
Kaç smear testi yapılacak?
Kaç kolorektal tarama gerçekleştirilecek?
Kaç riskli vaka ileri tetkike yönlendirilecek?
Ve en önemlisi:
Kaç kanser vakası erken evrede tespit edildi?
Bunları yıl sonunda kamuoyuna açıklayalım.
O zaman projenin değerini çok daha iyi görürüz.
Hatta hedef konulabilir.
Örneğin Gezici Kanser Tarama Aracı yılda Ağrı’nın bütün ilçelerinde ve belirlenen köylerin tamamında hizmet versin.
Risk grubundaki kadınlara telefonla ulaşsın.
Muhtarlarla ortak liste oluşturulsun.
Taramaya gelmeyen vatandaş yeniden çağrılsın.
Gerekirse ikinci araç için çalışma yapılsın.
Çünkü burada konu sadece sağlık hizmeti değil.
Erken teşhis.
Kanserde bazen birkaç aylık gecikmenin bile ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.
DOĞRU YAPILAN İŞİ DE SÖYLEMEK GEREKİYOR
Ağrı’da sağlık konuşulduğunda çoğu zaman eksikler gündeme geliyor.
Uzman doktor ihtiyacını konuşuyoruz.
Sevkleri konuşuyoruz.
Randevu problemlerini konuşuyoruz.
Bunların hepsi gerçek.
Ama doğru yapılan işi de söylemek gerekir.
Gezici Kanser Tarama Aracı Ağrı adına doğru bir projedir.
İbrahim Çeçen Vakfı’nın bu aracı Ağrı’ya kazandırması önemli bir sosyal sorumluluk örneğidir.
Doç. Dr. Esra Beşer döneminde araç sahada kullanıldı ancak bana göre kapasitesinden yeterince yararlanılamadı.
Mehmet Acu döneminde ise yeniden daha aktif, programlı ve görünür bir hizmet anlayışı ortaya çıktı.
Şimdi yapılması gereken bu ivmeyi kaybetmemek.
Hatta daha da büyütmek.
Çünkü kanserle mücadelede en büyük avantajımız bazen yeni bir hastane veya çok pahalı bir cihaz değildir.
Hastalığı erken yakalayabilmektir.
Ve bazen Ağrı’nın bir köy yolunda ilerleyen o gezici araç, bir annenin, bir eşin, bir babanın hayatına yıllar kazandırabilir.
Bence bu yüzden bu araç sürekli yolda olmalı.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!