Eskiden televizyon programlarını eleştirir, Müge Anlı’yı, Esra Erol’u yerden yere vururduk. Meğer biz henüz dibin dibini görmemişiz! Bugün sosyal medya platformlarında dönen kurgulu rezillikleri ve o kokuşmuş pislikleri gördükçe; o eski eleştirdiğimiz programlar adeta zemzem suyuyla yıkanmış gibi şeffaf ve tertemiz kalıyor.
Onlar Olmasa Bu Pislikleri Kim Ortaya Çıkaracaktı?
Yiğidi öldür hakkını yeme... Bugün her ne kadar eleştirsek de, eğer o televizyon programları olmasaydı, sosyal medyanın perde arkasında kimin kime ne yaptığı yanlarına kâr kalacaktı. Onlar sayesinde bu dijital dünyanın kirli çamaşırlarını öğreniyoruz. Öyle ki, bizzat o programların sunucuları bile bu çürümüşlüğü görüp "Aaaa, hayret!" diyerek toplumu uyarıyorlar; "Siz siz olun, buralardan uzak durun" diye feryat ediyorlar.
Tımarhaneden Gündeme: Cehaletin Saltanatı
İşin en acı ve düşündürücü tarafı ise şu: Bugün sosyal medya aracılığıyla gündeme yön verenlere bir bakın. Normalde tedaviye muhtaç olanlar, akıl yoksunu deliler ve hayatında kitap kapağı açmamış cahil cühela takımı; bir cep telefonu ekranı sayesinde kitleleri peşinden koşturuyor.
Eskiden şöhret için emek gerekirdi; şimdi ise "delilik" ve "cahillik" en büyük prim yapan meta haline geldi. Basın yayın okumuş, halkla ilişkiler bitirmiş, üniversitelerde tiyatro eğitimi almış, yüzlerce kaset ve sinema filmi çekmiş koca koca isimler; maalesef bu cahil ve akıl yoksunu profillere esir olmuş durumda! Yılların profesyonelleri, yeni neslin şöhretinden bir parça koparabilmek için bu kişilerin kapısında "izlenme" bekliyor, onlara muhtaç kalıyorlar.
Jeton Uğruna Rezillikte Çıta Yükseltme Yarışı
Millet maalesef iflah olmuyor! "Fenomenliğimi nasıl perçinlerim" hırsıyla rezillikte çıtayı her gün biraz daha yükseltiyorlar. Üç-beş kuruş "jeton" uğruna canlı yayınlarda kurgulu karı-koca kavgaları, havada uçuşan küfürler ve aile mahremiyetinin pazarlanması... Bu uğurda hapse girenler bile kimsenin gözünü korkutmuyor; aksine "daha fazla aksiyon" peşinde koşuluyor. Bir de bu fenomenleri gaza getiren "kaos programları" var ki, onlar da bu toplumsal çöküşe adeta odun taşıyor.
Dünün Devleri, Bugünün "PK" Muhtaçları
Yıllarını sanata vermiş, yüzlerce beste yapmış o dev isimler; televizyonun en kıdemli şovmenleri bile bu platformların esiri olmuş. Unutulmamak için hiçbir vasfı olmayanlarla "PK" adı altında hediye yarışına giriyorlar. O ağırbaşlı duruş; bir "yat" veya "gül" emojisi uğruna o daracık ekranlarda harcanıp gidiyor. Dünün devleri, bugün maalesef o cep telefonu ekranına muhtaç kalmışlar.
Gidişat Nereye?
Sosyal medya doğru kullanıldığında bir hazine, ancak cahilce ve hırsla kullanıldığında içinden çıkılmaz bir lağım çukurudur. Herkes bir şeyler kazanma derdinde ama kimse farkında değil: Herkes onurundan ve insanlığından bir şeyler kaybede kaybede gidiyor. Bu işin suyu çıktı, sonu nereye varacak belli değil ama durumun vahameti ortada.
Son Söz: Kendi kişiliğinizi ve ailenizi bu dijital kurguların, akıl tutulmalarının içinden çekip çıkarın. Ekrandaki o yapay "aksiyonlar" sizin gerçek hayatınızı yok etmesin!
💬 Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!