17 Nisan 2026, Cuma
Öğretmenin Gölgesinden Kaçan Nesilden, Öğretmenine Kıyan Nesle - Erkan KÖSEDAĞ | Ajans04
Erkan KÖSEDAĞ

Erkan KÖSEDAĞ

📖 10 yazı 👁️ 40,645 toplam okunma

Öğretmenin Gölgesinden Kaçan Nesilden, Öğretmenine Kıyan Nesle

Önce Şanlıurfa, ardından Kahramanmaraş… Türkiye, eğitimin yeniden ve acı bir şekilde tartışıldığı iki sarsıcı gün yaşadı. Bu günler elbet geride kalacak. Ancak geride bırakmamamız gereken bir şey var: Geleceğe dair dersler.

Önce Şanlıurfa, ardından Kahramanmaraş… Türkiye, eğitimin yeniden ve acı bir şekilde tartışıldığı iki sarsıcı gün yaşadı. Bu günler elbet geride kalacak. Ancak geride bırakmamamız gereken bir şey var: Geleceğe dair dersler.

Bu zor günlerde sosyal medyada sıkça paylaşılan bir cümle dikkat çekiyor: “Öğretmenin yüzüne saygıdan bakamayan bir nesilden, öğretmenini gözünü kırpmadan öldürebilen bir nesle geldik.” Ağır bir cümle… Ama maalesef tartışılması gereken bir gerçekliği de içinde barındırıyor.

Birçok öğretmen, emekli eğitimci ve eğitim gönüllüsü bu olaylara tepki gösterdi. Ben de bir eğitimci olarak aynı soruyu soruyorum: Nereden nereye geldik?

Geçmişe dönüp baktığımızda öğretmen-öğrenci ilişkisi bambaşka bir zeminde kuruluydu. Evet, bugünün ölçüleriyle kabul edilemeyecek yöntemler de vardı. Ama o dönemde öğretmen sadece ders anlatan biri değil; aynı zamanda otoriteydi, rehberdi, saygı duyulan bir figürdü.

Öğrenci öğretmenini çarşıda görünce yolunu değiştirirdi. Kahvede görülmekten çekinirdi. Okul çevresinde sigara içmek bile saklanarak yapılırdı. Öğretmenin varlığı bir sınırdı.

Bugün ise o sınırlar silikleşti.

Hababam Sınıfı yeniden gündeme geldi. Rahmetli Münir Özkul’un canlandırdığı Mahmut Hoca karakteri, disiplinin ve öğretmen otoritesinin simgesiydi. Ama o bir filmdi. Gerçek hayat değildi.

Bugün ise gerçek hayat, o filmin çok ötesine geçmiş durumda.

Peki ne oldu?

En önemli kırılma noktalarından biri aile yapısıdır. Eskiden “Eti senin, kemiği benim” anlayışıyla öğretmene teslim edilen çocuklar, bugün en küçük uyarıda velinin müdahalesiyle karşılaşıyor.

Bu değişim sadece öğretmeni değil; saygıyı, otoriteyi ve sınır kavramını da aşındırdı.

Sorun sadece öğrencide değil.

Ailede, toplumda, medyada ve sistemde.

Bugün geldiğimiz noktada öğretmenin otoritesi zayıfladı. Öğrencinin sınırları belirsizleşti. Veli ise denetleyici olmaktan çıkıp müdahaleci bir role büründü.

Elbette çözüm geçmişi aynen savunmak değil. Ama geçmişten ders çıkarmak zorundayız. Disiplin ile şiddeti, saygı ile korkuyu doğru ayırmak zorundayız.

Eğitim sadece müfredat değildir.

Eğitim bir kültürdür.

Bir duruştur.

Bir saygı meselesidir.

Kim koruyacak öğretmeni? Sistem mi, toplum mu? Elbette toplum. Çünkü sistemi oluşturan da ayakta tutan da toplumun kendisidir. Bu noktada en büyük sorumluluk ise veliye düşüyor.

Veli, çocuğunun yanında öğretmene saygı göstermezse, onu küçümserse, lakayıt davranırsa; çocuk öğretmenine nasıl saygı duysun? Çocuk gördüğünü yapar. Evde öğretmen değersizleştirilirse, okulda otorite kurulamaz.

Mesele sadece aile ile sınırlı da değil. Medya da bu sürecin önemli bir parçası.

Bugün televizyonlarda şiddetin olmadığı yapımlar neredeyse yok. Reyting dediğimiz şey, topluma ne sunduğumuzu belirliyor.

Sabah programlarına bakın…

Akşam dizilerine bakın…

Şiddet, çatışma, silah… Hepsi sıradanlaştırılıyor. Bazen de kazandıran bir unsur gibi gösteriliyor.

Bir çocuk bu içeriklerle büyürse neyi rol model alır?

Öğretmenini mi?

Kitabı mı?

Emeği mi?

Hayır…

Rol başka yerde. Model başka yerde.

Bugün genç yaşta suça bulaşan, şiddeti çözüm yolu gören bir profil ortaya çıkıyorsa bu bir tesadüf değildir. Bu, yıllardır oluşan bir kültürün sonucudur.

Bu nedenle mesele sadece okulun değil, toplumun meselesidir.

Urfa ve Maraş’ta yaşananlara elbette ki üzülüyoruz. Vefat eden öğretmenlerimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Bu acılar bir daha yaşanmamalı. Bunun için de herkes üzerine düşeni yapmak zorunda.

Bu noktada Ağrı’da da bazı önlemler alındığını görmek önemli. Özellikle Ağrı Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan personelin okul önlerinde görevlendirilmesi, okul güvenliği açısından dikkat çekici bir adımdır. Bu uygulamanın Türkiye genelinde model olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. İl Emniyet Müdürümüzü ve Sayın Valimizi bu hassasiyetlerinden dolayı tebrik ediyorum.

Ailelere de son bir söz söylemek gerekiyor.

Bu olaylardan etkilenip çocuklarınızı okuldan uzaklaştırmayın. Tam aksine, onları öğretmenlerine daha da yakınlaştırın. Öğretmenlerinin elini öpmeyi, saygı göstermeyi öğretin.

Eğer çocuğunuzda öğretmenine karşı en küçük bir saygısızlık varsa, bunu görmezden gelmeyin.

Çünkü disiplin evde başlar.

Saygı evde öğrenilir.

Okul ise bu eğitimi tamamlar.

Bugün yaşananlar bize açık bir gerçeği göstermiştir:

Eğer öğretmeni koruyamazsak, geleceği de koruyamayız.

💬 Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!